Ana Sayfa > Kurumsal
Şirket Profili
Yatırımcı İlişkileri
İnsan Kaynakları
Basın Odası
Haberler
Reklamlar
Sanata Katkı
Kampanyalar
Basın Odası > Haberler
Basın Odası
Haberler yazdır
 
Yangın öldürür, engellemek sizin elinizde
Kriz yüzünden 2009’un ilk çeyreğinde enflasyonun altında büyürüz (Referans Gazetesi)
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel: "Acentelerimizle "Güçbirliği" içinde, birlikte başarmayı amaçlıyoruz"
(Best Dergisi)
Rekabetin yeni adresi (Capital)
Ekonomik durgunlukla sigortada taksit sayısı arttı, fiyat rekabeti kızıştı (Radikal Gazetesi)
Kendimize güveniyoruz, pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıkları da teminat altına alıyoruz (Referans Gazetesi)
2007 yılının en beğenilen ikinci sigorta şirketi: Yapı Kredi Sigorta (Capital)
Sağlık sigortası, tüm gelir gruplarına birçok alternatif sunuyor (Hürriyet Gazetesi)
AB’yi yakalamak için milli gelir artmalı (Milliyet Gazetesi)
Günü kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışanlar sigortalılara zarar veriyor (Referans Gazetesi)
Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz (Sigorta Dünyası)
Tiyatro aşığı sigortacı (Para Dergisi)
Sigorta sektöründe fiyatlar artışa geçecek; rekabet anlayışı değişecek (Dünya Gazetesi)
Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de iyi olacak (tekBORSA)
Mortgage sistemi sigorta sektörünü canlandıracak (Akşam Gazetesi)
Sigortacılık, enflasyonun üzerinde yüzde 10-15 reel büyüme sağlar (Dünya Gazetesi)
Anadolu'da Büyümeyi İki Branş Sürüklüyor (Capital)
Sigortacılıkta 3. Döneme Girdik (Capital)
Milyarlık cep telefonu kullanıp sağlık sigortasını pahalı buluyorlar (Hürriyet Röportajı)
Otomobilinize kasko yaptıracak kadar paranız varsa, özel sağlık sigortası da yaptırın. Çünkü... (Duygu Asena)
Anlaşmalı Hekim Muayenehane Sistemi İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Adana, Bursa ve Yalova’dan sonra Denizli ilinde de uygulanmaya başlandı.
AB Standartlarında Hazırlanan ‘Alternatifli Seyahat Acil Sağlık Sigortası’nın satışı tüm hızıyla devam ediyor.
Cam Hasarlarında Özel Cam Servisi Uygulaması
İstanbul Barosu Avukatlarına Sağlık Güvencesi...
 

Anadolu'da Büyümeyi İki Branş Sürüklüyor (Capital)

Anadolu'da Büyümeyi İki Branş Sürüklüyor

Aralık 2006 CAPITAL

Sigorta sektörü ilk 9 ayını büyüme ile kapattı. Hemen her branşta ortalama yüzde 20 oranında büyüme yaşandı. Büyümenin tetikleyicisi ise yine İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük iller oldu. Ancak Anadolu’daki talepte de gözle görünür bir artış yaşanıyor. Özellikle yangın ve kaza branşlarındaki prim artışları, büyük illeri yakalıyor. Anadolu’daki büyüme önümüzdeki dönemde de devam edecek. Sigorta şirketlerinin hedefinde ise potansiyeli açığa çıkarıp, Anadolu’nun sigortasızlık oranını düşürmek var .


POTANSİYELİ KULLANMIYORUZ
Sektör geneli için son 15 yıllık prim artışlarını baz aldığımızda, 2006 yılı sonunda prim artış oranının yaklaşık yüzde 20-25 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. Enflasyon oranının üzerinde gerçekleşecek reel büyümenin sektör için olumlu bir gelişme olduğu söylenebilir. Önümüzdeki yıl da yine enflasyonun üzerinde yüzde 10-15 bir reel büyüme olacağını tahmin ediyoruz. Ancak bu rakamlar potansiyeli kullanıyoruz anlamına gelmiyor. Aslında hem hayat dışı, hem de sağlık sigortalarında olmamız gereken noktaların çok çok gerisindeyiz.

ANANDOLU’NUN AVANTAJI sigorta sektörü için bugün teknik kâr ön planda. Bu nedenle sektör, daha çok prim üretmekten çok, daha kârlı prim üretmeye yönelmek durumunda. Bu bakış açısıyla, her ne kadar satış maliyetleri büyük illere göre daha yüksek ve satış hacimleri sınırlı olsa da Anadolu’da faaliyet hasar prim dengeleri açısıdan ve teknik kârlılık nedeniyle ön plana çıkıyor. Önümüzdeki birkaç yılda Anadolu’da rekabetin de artacağını tahmin ediyoruz.

İSTANBUL DIŞINDA BÜYÜME Yapı Kredi Sigorta olarak, son yıllarda özellikle İstanbul dışında büyüme stratejisi yürütüyoruz. Mevcut bölge organizasyon yapımızın Anadolu’da büyüme stratejisine destek veren bir yapıda olması da bize avantaj sağlıyor. Önümüdeki dönemde de özellikle dağıtım kanalı yönetimi açısından Anadolu’da satın alma gücü yüksek, hasar riski düşük ve bilinç seviyesi yüksek illerde yoğunlaşacağız.

Otomobilinize kasko yaptıracak kadar paranız varsa, özel sağlık sigortası da yaptırın. Çünkü... (Duygu Asena)

Duygu Asena

07.12.2004
Vatan Gazetesi

Otomobilinizin kaskosunu yaptırdınız mı? Yaptırmadıysanız ihmal etmeyin. Ne olur ne olmaz... Otoparktayken bile çarpabilirler. Sonra öde bakalım dünya kadar onarım masrafı.

Özel sağlık sigortanız var mı? Yok... Yani otomobilinizin özel sağlık sigortası var ama canınızın, sağlığınızın sigortası yok! Bunu bir düşünün bakalım.

Ben birkaç yıl önce düşünmüştüm de bugün her insanın hakkı olan, olması gereken sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyorum.

Yakınlarım hastalığımın tedavisi için gerekli başlıca ilaçtan önce bir kutu almışlar. İçindeki, ağzı sıkı sıkıya kapalı 7,5 santim boyunda cam bir şişe. Fiyatına duydukları şaşkınlığı dile getirerek şişedeki ilaca ulaşmak için üstteki pamuğu çıkarma çabalarını hatırlıyorum. Cımbızlar, makaslar, tornavidalar ortaya çıktı, ama pamuk çıkmıyor. (Artık ustalaştılar bu işte). İlacı gördükten sonra şaşkınlıkları daha da arttı. Beş adet... Koca şişenin içinde beş kez makyaj silecek kadar pamuk ve beş draje... Define arar gibi pamuğun içini aradılar, 7,5 santim boyundaki şişeyi ters çevirip birkaç kez salladılar, ama nafile.

İlaç beş adet... Ve çok pahalı...

MR'lar, tomografiler, ışın tedavileri, kan tahlilleri bir yana bunun gibi almak zorunda olduğum birkaç ilaç daha var.

Ve ben hiç para ödemiyorum.

  • Amacım özel sağlık sigortası reklamı yapmak değil. Sadece bir uyarı... Otomobilinize kasko yaptıracak kadar paranız varsa, özel sağlık sigortası da yaptırın. Çünkü...

    Çünkü işin bir de parasal olmayan, başka birçok önemli yanı daha var.

    Acı...

    Her türlü acı... Ülseriniz azmış, böbreğinizden taş düşürüyorsunuz, parmağınız kopmuş, kalbiniz durdu duracak, ameliyatlısınız ya da daha hafif bir şey, mesela başınız ağrıyor ama kuyrukta, sıralarda, yerlerde sürünüyorsunuz. Ya öleceksiniz ya da belki sıranız gelecek.
     
  • Hem canınız acıyor hem ruhunuz.

    Hastane kapılarında kendinizi sokak kedisi gibi hissediyorsunuz. Zavallı, çaresiz. Ben insan mıyım, eskiden insandım da şimdi ne oldum, insana saygı bu mudur falan diye düşünmek istiyorsunuz ama düşünemiyorsunuz, çünkü aklınızda bir an önce çektiğiniz acıdan kurtulmak var. Aman, diyorsunuz, aman veren yok. Haliniz de yok. Ne kızacak dermanınız var ne de sesinizi çıkartacak gücünüz.
     
  • Zaten ses çıkartmak için geç kalmışsınız. Yıllarca sigorta primlerinizi devlete ödemişsiniz, karşılığını şimdi böyle alıyorsunuz. Daha önce hastaneye işiniz düşmemiş ki sesinizi çıkartasınız.

* * *

Ben devletçi değilim, ama devletin yurttaşına vermek zorunda olduğu, her yurttaşın devletten almaya hakkı olan hizmetlerin öncelik sırasında sağlığın, eğitimin başlarda yer alması gerektiğini düşünüyorum. Hakkınız var, hakkınızı isteyin.

Postalarımın arasından TÜSİAD' ın Eylül ayında gelmiş bir yayını çıktı : Sağlık Yolunda Uygulanabilir Çözüm Önerileri. Dört bölümlü kapsamlı bir çalışma.

Yapılabilecek doğru olan ne varsa bir an önce yapılmalı. Müzakere öncesini ya da müzakere sonrasını düşünmeden... Yapılması gerektiği için... AB'ye girme yanlısı biri olmama rağmen şu aralar Türkiye'de "iyi" ne yapılıyorsa AB'ye girmek için yapılıyor olması beni rahatsız ediyor.

Zaten yapılmaları gerekir...

Niçin Sağlık Sigortası Yaptırmalısınız?

Anlaşmalı Hekim Muayenehane Sistemi İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Adana, Bursa ve Yalova’dan sonra Denizli ilinde de uygulanmaya başlandı.

Şirketimizin 07.05.2003 tarihi itibariyle öncelikle İstanbul'da başlattığı ve uygulamada alınan olumlu geri bildirimlerle İzmir, Antalya, Ankara, Adana, Bursa ve Yalova’da da yaygınlaştırdığı Anlaşmalı Hekim Muayenehane Sistemi uygulaması, Denizli ilinde de başlatılmıştır.

Denizli’de satılan sağlık poliçelerinde, sigortalılarımızın doktor teminat yüzdesi ne olursa olsun, Anlaşmalı Hekim Muayene Sistemine dahil anlaşmalı hekimlerin muayenehanelerinde gerçekleştirecekleri muayene giderleri %100’lü olarak karşılanacaktır.

AB Standartlarında Hazırlanan “Alternatifli Seyahat Acil Sağlık Sigortası’nın satışı tüm hızıyla devam ediyor.

Yapı Kredi Sigorta, sigortalılarımıza, tüm dünyada (ABD/Kanada hariç) yapacakları seyahatlerde karşılaşabilecekleri kaza ve ani hastalık durumlarında, Alternatifli Seyahat Acil Sağlık Sigortası ile Avrupa Birliği standartlarında güvence sağlarken, aynı zamanda sağlık danışmanlığı ve asistans hizmetleri sunuyor.

Sigortacılıkta 3. Döneme Girdik (Capital)

Sigortacılıkta 3. Döneme Girdik

Eylül 2006 CAPITAL

Kasko branşı sigorta sektörünün uzun yıllardır zarar ettiği branşların başında geliyor. Acımasız rekabet ortamında öne çıkmak isteyen sigorta şirketleri fiyatları aşağı çektikçe kâr marjları daralıyor. Zararına iş yapan şirketler zorlanıyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, son 15 yıldır devam eden bu olumsuz tablonun Ocak 2006’dan bu yana ise olumluya doğru dönmeye başladığını söylüyor.

Kaskodaki bu tablo aslında hayat dışı branşların hemen hepsi için geçerli. Söz konusu değişim de sigorta sektörünün genelinde kendini hissettiriyor. Sert rekabetten zarar gördüğünü fark eden sigorta şirketleri, önlem almaya başladı. Şirketler artık hemen her branşta kârsız iş modellerini bir yana bırakıp, daha bilimsel modellerle daha temkinli adımlar atıyor.

Türkiye’de sigortacılık tarife dönemi ile başladı. Primleri devletin belirlediği bu dönem 80’lerin sonuna kadar devam etti. 90’lı yıllara gelindiğinde ise tarife dışı döneme geçildi. Şirketler acımasız bir rakabete girdi, fiyatlar aşağı çekildi, kârlar düştü. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü MURAT GÜVENEL, 15 yıl devam eden bu sancılı dönemin 2005 yılında sona erdiğini söylüyor ve ekliyor: “Ocak 2006’dan itibaren yeni bir döneme girdik. Bu 3’üncü dönemde sigorta şirketleri sert rekabetten zarar gördüğünü fark edip önlem almaya başladı. Kârsız iş modelleri bir yana bırakıldı. Artık yeni ve daha bilimsel modellerle çalışıyoruz.”

Sigortacılık sektöründe geçen yılın sonundan bu yana izlenen hızlı yükseliş de, bu değişimin bir sonucu. Murat Güvenel, yabancıların da sektördeki gelişmeleri yakından izlediğine, yeni yatırımların bu doğrultuda devam edeceğine dikkat çekiyor. Halihazırda 5 yabancı şirketin Türkiye pazarına yatırım yapmak için sırada olduğunu söylüyor.

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel ile Türk sigortacılık sektöründe yaşanan değişimi, yeni dönemle ilgili beklentileri konuştuk:

POTANSİYEL YABANCILARI ÇEKİYOR

Yılın ilk 6 ayını sektör yüzde 20 oranında bir büyüme ile tamamladı. Bu da tatminkar bir artışa işaret ediyor. Enflasyonun yüzde 10-11 düzeyinde olduğunu düşünürsek, reel bir yüzde 10 artış yeterli. Önümüzdeki yıl yine enflasyonun yüzde 10-15 üzerinde bir reel büyüme olacak. Ancak bu rakamlar, potansiyeli kullanıyoruz anlamına da gelmiyor. Aslında hem hayat dışı hem de sağlık sigortaları tarafında, olmamız gereken noktanın çok gerisindeyiz. Biz daha çok güncel verilere göre hareket ediyoruz. Politikalarımızı buna göre tanımlıyoruz. Ancak, potansiyelin çok az bir bölümünün kullanıldığı, yabancılar tarafından izleniyor.

Bu çerçevede de yıl başından itibaren çok sayıda yabancı sigorta şirketinin Türkiye’ye gelip satın alma ya da birleşme yoluyla yapılandıklarını görüyoruz. Avrupa ve Amerikan piyasasından tanıdığımız, hiç aklımıza gelmeyen şirketler dahi yavaş yavaş Türk sigorta sektörünün kapılarını çalmaya başladı. Bunun en önemli nedeni, bizim AB ile görüşmeleri başlatıyor olmamız. Biz ülke olarak bu konuya ne kadar karamsar olarak bakarsak bakalım, ciddi bir süreç başlamış durumda. Bugün yurtdışında Türkiye’nin AB’ye girmemesi ile ilgili çeşitli argümanlar olduğu gibi, girmesini destekleyen de çok önemli argümanlar var. Bu argümanların çoğu da Türkiye’deki potansiyeli öne sürüyor.

YABANCILAR NASIL ETKİLEDİ?

Bunu değerlendirmek için biraz erken bir noktadayız. Şirketler de henüz yapılanmalarını tamamlamadılar. 3 tane ana satın alma var. Bunların biri yeni eleman arıyor, diğerleri eski yönetim ile devam ediyor. Yabancılar çok uzun vadeli ve planlı hareket ediyorlar. Bizim gibi, “birkaç ayda hemen piyasaya çıkalım, bir şeyler yapalım” gibi tezcanlılıkları yok. Onlar şu anda piyasadaki potansiyeli inceliyorlar. Hangi potansiyelden ne kadar yaralanmaları, kimlerle beraber çalışmaları gerektiğine bakıyorlar. Bu da bir süreç alacak. Her ülkede sigortacılık modeli farklı. O ülkenin sosyo-ekonomik politikasına, sigortaya bakışına, tüketici tercihlerine, risk alma karakteristiklerine göre sigorta şirketleri farklı yapılanmalar içerisinde.

REKABET KÂRI ZORA SOKUYOR MU?

Sigorta sektöründe rekabet her zaman olacaktır ve bence ondan korkmamak lazım. Ancak, rekabeti haksız veya aşırı rekabet diye nitelendirdiğimiz dönemi atlattık diye düşünüyorum. Sigorta şirketleri artık sadece satış değil, aynı zamanda kârlılık yönünden de kendilerine uygun olan politikayı benimsemeye başladılar. Bu nedenle eskisi gibi acımasız bir rekabet yok. Bana bu soruyu geçtiğimiz yılbaşında sorsaydınız, biraz daha olumsuz yanıt alabilirdiniz ama şu anda çok olumlu görüyorum.

Ben bu sektörde kâr etmenin zorlaştığı kanaatinde değilim. Örneğin, biz Yapı Kredi Sigorta olarak geçmiş yıllardaki performansımızdan daha iyi bir kârlılık seviyesi yakalayacağımıza inanıyoruz.

“5 YENİ YABANCI SIRADA BEKLİYOR”

İLGİ DEVAM EDİYOR Yabancı şirketlerle yaptığımız temaslar çerçevesinde, resmi bir kayıt olmamakla birlikte, şu anda 5-6 kurumun Türkiye piyasası ile ilgilendiğini biliyoruz. Bunların bir kısmı bireysel emeklilik alanıyla, bir kısmı da bizim içinde olduğumuz hayat dışı branşla ilgileniyor. Ne kadarı hayata geçer bilmiyorum ama ilgi devam ediyor.

YABANCILARIN PAYI ARTACAK Önümüzdeki dönem yabancı sigorta şirketlerinin Türk sigorta pazarındaki payının hızla artacağını düşünüyorum. 5 yıl sonra sigorta şirketlerinin yüzde 60’ından fazla bir kısmının en azından yabancı ortağı olacağına inanıyorum. Bizim de yabancı ortağımız var biliyorsunuz. Yapı Kredi Sigorta’nın yüzde 33’ü halka açık, bunun geri kalan kısmının yüzde 50’si İtalyan UniCredito Grubu’na ait.

KÂR MARJI DARALAN BRANŞLAR

Kasko ve sağlık branşları, kârın zor yapılabildiği branşlar olmaya devam ediyor. Yapı Kredi Sigorta olarak kendimizi değerlendirdiğim zaman buna çözüm olacak bazı uygulamaları hayata geçirmeye başladık diyebilirim. Sağlık branşında Türkiye’de hiçbir sigorta şirketinde olmayan büyük bir direkt satış kadromuz var. Bu sayede hem piyasa potansiyelini hem de ana ortağımız olan Yapı Kredi Bankası’nın potansiyelini çok iyi değerlendiriyoruz. Sürekli olarak yeni sigortalıları portföyümüze katıyoruz. Sağlık sigortalarında bunu yapmadığımız zaman, yaşlanma neticesinde hasarlar artıyor. Bu da sigorta şirketlerinin kârlılığını negatif olarak etkiliyor. Dolayısıyla, direkt satış teşkilatını iyi yöneterek sürekli olarak portföye yeni genç sigortalı katabilmek gerekiyor. Hasar-prim oranını ancak bu sayede makul seviyelerde tutmak mümkün.

Diger yandan sağlık kuruluşları ile yapılan anlaşmalarda daha etkin bir denetim gerekiyor. Bazı sağlık kuruluşlarının ISO standartlarını almalarını teşvik etmek, daha makul maliyetlerle çalışmak ve iyi bir hasar kontrolü önem kazanıyor.

YENİ DÖNEMİN ÖZELLİĞİ

Türk sigortacılığında 3 tane önemli dönem var. Bir tanesi, tarife dönemi idi. Devletin primleri belirlediği bu dönem 1990 yılına kadar devam etti. 1990 yılından sonra tarife dışı dönem başladı. Bu dönemde de şirketler aralarındaki rekabet sonucu fiyatları indirdiler. Şirketlerin kârları azaldı. Bu dönem yaklaşık 15 yıl sürdü ve çok sancılı oldu.

2005 yılı ise bu ikinci dönemin kapandığı yıl oldu. 2005 sonunda, Ocak 2006’dan itibaren şirketler aşırı rekabet nedeniyle zarar gördüklerini anladılar ve önlem almaya başladılar. Bu, yeni dönemin başlangıcı oldu. Şirketler başta kasko sigortaları olmak üzere belirli konularda zarar ettiklerini gördüler. Kaskoda daha seçici davranmaya, fiyatları artırmaya, daha iyi iş yazmaya, hasar kontrolü yapmaya başladılar. Sonuçta da 2006’nın başından itibaren de hem piyasa hem şirketler açısından olumlu diye nitelendirebileceğimiz bir trend başladı. Bu bence gelecek için de çok umut verici bir başlangıç. Nihayet bir bilinç ortaya çıktı. Olumluya doğru bir gidişat var.

SEKTÖR NEREDEN KAZANACAK?

Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kasko ve trafik branşı, hayat dışı branşların lokomotifleri konumunda olacak. Şu anda kasko ve trafik sigortalarının payı yüzde 50 düzeyinde. Diğer yandan AB müzakerelerine paralel olarak sorumluluk sigortalarında önemli gelişme olacağına inanıyorum. Ancak, sorumluluk sigortaları hukukun işleyişi ile çok yakından ilişkili. Siz bugün birine zarar verirseniz ve verdiğiniz zararla kıyas kabul edilmeyecek ölçüde ufak bir tazminata mahkum edilirseniz, sigorta almazsınız. Ancak, bu değişiyor. Özellikle doktor sorumluluk sigortalarında büyük bir gelişme var. Ayrıca devlet de bir takım sektörleri sorumluluk sigortası yapma konusunda mecbur kılıyor. Diğer yandan sağlık sigortaları tarafından da çok büyük potansiyel var. Bütün çabalarımıza rağmen, nüfusa oranla özel sağlık sigortası olanlar yüzde 1- 1,5 civarında. Yani hala çok düşük seviyelerde. Burada büyük bir potansiyel var.

Cam Hasarlarında Özel Cam Servisi Uygulaması

Cam hasarlarının tamiri; Türkiye genelindeki 420 anlaşmalı servisimizde gerçekleştirilmektedir. Anlaşmalı servislerimizin yanı sıra anlaşmalı kurum ağımıza dahil ettiğimiz anlaşmalı özel cam servisleri ile Yapı Kredi Sigorta yanınızda. Aracın bulunduğu yere ve araç markasına göre mobil hizmet de alabileceğiniz anlaşmalı özel cam servisleri ile, daha hızlı ve kaliteli hizmet sizler için sunuluyor.

Cam Hasarlarında kullanılabilecek özel cam servislerine ait isim ve telefonlara ‘Bize Ulaşın’ bölümümüzdeki ‘Anlaşmalı Servisler’ bilgilerinden ulaşabilirsiniz.

İstanbul Barosu Avukatlarına Sağlık Güvencesi...

İstanbul Barosu ile Yapı Kredi Sigorta, MedLine ve Tekfen Sigorta işbirliğiyle gerçekleştirilen Avukatın Can Sağlığı Sigortası Projesi devam ediyor. İstanbul Barosu’na bağlı 18 bini aşkın avukat ve ailesi için özel hazırlanan Avukatın Can Sağlığı Sigortası, 3 değişik alternatifi, avantajlı fiyat ve ödeme fırsatları ile birlikte sunuyor.

Avukatın Can Sağlığı Sigortası ile ilgili ayrıntılı bilgiler için tıklayın.

Milyarlık cep telefonu kullanıp sağlık sigortasını pahalı buluyorlar (Hürriyet Röportajı)

YAPI Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, yılda ortalama bir milyarlık bir poliçeyle insanların tüm sağlık giderlerini karşılayabileceklerini söylüyor.

Güvenel, ‘Bu rakamlar Türkiye için yüksek deniliyor, ama etrafımızdaki sıradan birçok çalışan en az 500-600 milyonluk cep telefonu kullanıyor. Türkiye’de istenirse satın alma gücü yaratılıyor’ diye konuşuyor.

Milyarlık cep telefonu kullanıp sağlık sigortasını pahalı buluyorlar
08.08.2005
Hürriyet Gazetesi

 

TÜRKİYE’deki sağlık sigortalı sayısı 730 bin civarında olduğuna işaret eden Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, ‘Özel sağlık sigortalarının yaygınlaşması için sektör olarak elimizden geleni yapıyoruz, hem ucuzlatıyoruz hem de vadeleri uzatıyoruz’ diyor. Yılda ortalama 1 milyar liralık bir poliçeyle tüm sağlık giderlerinin karşılanabileceği bir poliçe almanın mümkün olduğunu söyleyen Güvenel, şöyle devam ediyor:

‘Gelir düzeyi düşük, insanlar bu rakamı veremez diyorlar, ama etrafımızda geliri sınırlı birçok insan neredeyse her yıl cep telefonu değiştiriyor. Ve 500-600 milyon liradan (500-600 YTL.) aşağı olmayan cep telefonu kullanıyorlar. İstenirse satın alma gücü bir şekilde yaratılıyor.’

Genel Sağlık Sigortası uygulamasına geçildiğinde bu çıkmazın aşılacağına inandığını belirten Murat Güvenel, yurt dışındaki insanların tasarruflarını hayat sigortası ve bireysel emeklilik sigortalarına yatırdığını, emekli olunca da bunları alıp dünyayı dolaştıklarını hatırlatıyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel ile Türk sigorta sektörünün önündeki yeni dönemi ve Yapı Kredi Sigorta’nın hedeflerini konuştuk.

Türkiye’de sigortalanma oranı nasıl?

- Geçen yıl sonu itibariyle Türkiye’deki sağlık sigortalı sayısı 730 bin. Yani Türkiye nüfusunun sadece yüzde 1’i gibi bir rakam. Özel sağlık sigortalarının yaygınlaşması için çabalıyoruz. Ucuzlatmak için elimizden geleni yapıyoruz, vadeler uyguluyoruz. Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamaya girdiğinde bunun aşılacağına inanıyoruz.

Sigortalanma oranının düşük olmasının satın alma gücüyle ilgisi nedir?

- Türkiye’de sigortalanma oranı çok düşük. Bugün bir kanser tedavisi 80-90 milyar liraya (80-90 bin YTL) varan ucu açık bir rakamı içeriyor. Çok kırıklı ve basit olmayan bir trafik kazasının faturası 400 milyar liraya (400 bin YTL.) kadar çıkıyor. İnsanlar ortalama yılda bir milyara (bin YTL.) bütün sağlık giderlerini karşılayabilecek bir poliçe alabilir. Türkiye’de geliri düzeyi düşük, insanlar alamaz diyorlar, ama yine aynı Türkiye’de etrafımızda sıradan birçok çalışan neredeyse her yıl cep telefonu değiştiriyor. Ve 500-600 milyon liradan (500-600 YTL.) aşağı olmayan cep telefonu kullanıyorlar. Türkiye’de istenirse satın alma gücü bir şekilde yaratılıyor.

Bu yeni döneme nasıl hazırlanıyorsunuz?

- 17 yıldır sağlık sigortalarında varız. Elimizde inanılmaz bir istatistik paketi var. Bununla geleceği tahmin edebiliyoruz. Devletin katkısının ne olabileceği varsayımına karşılık çeşitli senaryolar geliştirebiliyoruz. Bu çerçevede ‘Fark Sigortası’ dediğimiz bir hazırlığımız var. Fark Sigortası paketini, GSS’ye geçince kısa sürede devreye alabileceğiz.

Geçen yıl Almanya’da neden sigorta şirketi kurdunuz?

- Bu şirket çok büyük Alman sağlık sigorta şirketlerinin acentalığını ve brokerlığını yaptı. Hem Alman piyasasına, hem de orada yaşayan Türkler’e sigorta sattık. Bunu sistemi görüp öğrenmek, sigorta yapısını anlayabilmek için yaptık. Almanya’da kişi bizdeki SSK muadili bir sosyal güvenlik sistemine sahipse, sağlık ihtiyaçlarını makul şartlar içinde karşılayabiliyor.

Fark Sigortası sigortalıya neler getirecek?

- Türkiye’deki sosyal güvence kurumları genel sağlık sigortası çıktıktan sonra mutlaka özel hastanelerle anlaşma yapıp tedavi ve ameliyat için standart bir rakamı onlara ödeyecek. Ancak kişi sosyal güvenlik kurumunun gösterdiği hastane dışında kendi seçtiği bir hastanede ameliyat olmak istediğinde sigorta devreye girecek.

170 bin sigortalımız 144.6 trilyon ciromuz var

Şu anda kaç sigortalınız var?

- 170 bin civarında sigortalımız var. Bu rakam 2004 yılında 160 bindi.

2004 prim üretiminiz ne kadar gerçekleşti?

- 2004 yılındaki toplam prim üretimimiz 144,6 trilyon liraydı.

Sigortacılık, enflasyonun üzerinde yüzde 10-15 reel büyüme sağlar (Dünya Gazetesi)

Sigortacılık, enflasyonun üzerinde

Ocak 2007 Dünya Gazetesi

Genel stratejisini özellikle teknik kârı önemseyen bir bakış açısıyla belirleyen Yapı Kredi Sigorta, pazar yapısını ön planda tutarak, kârlı alanlara ve verimli bölgelere yoğunlaştı. Genel Müdür Murat Güvenel, 2007 yılında sektörün enflasyon oranının üzerinde büyüme gerçekleştireceğini iddia etti.

Sağlık ve sağlık dışı branşlarda zengin ürün yelpazesi, yaygınlaşmış hizmet yapısıyla geniş bir kitleye ulaşmayı hedefleyen Yapı Kredi Sigorta, geleceği Anadolu’da gördü. Şirketin temel stratejisi, karlı alanlarda verimli bölgelere yoğunlaşmak... Geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallarla pazar paylarını artırmayı hedeflediklerini belirten Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, sorularımızı yanıtladı.


Yeni ürün ve hizmetler orataya çıkacak

Uzun süredir sigorta sektöründe önemli bir sorun olarak görünen sermaye yetersizliği yabancı sermayenin sektöre kayda değer yatırımlar yapması ile ileriye dönük çözülecek izlenimini veriyor. Bunun yanı sıra hem gelişen ekonomik ihtiyaçlar hem yasal düzenlemeler nedeniyle yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkacak ve bu konularda dünya birikiminin ülkemize gelmesi de sektör açısından büyük bir avantaj yaratacaktır.

Gelecek dönemde AB sürecinde yapılacak değişiklikler ile sigorta sektöründe yaşanan fiyat tabanlı rekabetin yabancıların payının da artmasıyla hizmet tabanlı rekabete dönüşeceğini düşünüyoruz. Bu da sektöre olumlu yansıyacaktır. Özellikle Tarım Sigortaları Havuzu ve TARSİM’in kurulması nedeniyle tarım sigortalarında ciddi bir prim üretimi gerçekleşmesi beklenmektedir. AB ile başlayan bu süreçte, son yıllarda sektör ortalamasının üzerinde büyüme gösteren sorumluluk sigortalarının gelecekte sektöre damgasını vuracağı gözlemlenmektedir.

Firmanızın gelişim sürecini anlatır mısınız? Sahip olduğunuz şube, acente ve hizmet noktalarınız kaça ulaştı?

Güvenel: 1943 yılında kurulan şirketimiz, 1972 yılında Yapı Kredi Bankası tarafından satın alındı. Kuruluşundan 2000 yılında kadar Halk Sigorta ismiyle faaliyette bulunan şirketimizin unvanı ise 2000 yılında Yapı Kredi Sigorta olarak değiştirildi. Yapı Kredi Bankası ve iştiraklerin 28 Eylül 2005 tarihi itibariyle Koç Finansal Hizmetlere devredilmesiyle, şirketimiz de faaliyetlerini Koç Finansal Hizmetler bünyesinde sürdürüyor.
Kaza, yangın, nakliyat, mühendislik ve tarım branşlarında faaliyet gösteriyoruz. 1 Ocak 2001’den itibaren Yapı Kredi Emeklilik’in bireysel emeklilik sisteminde faaliyet gösterebilmesine yönelik olarak, sağlık branşı üretimini de gerçekleştirmeye başladık. Aynı tarih itibariyle şirketimiz bünyesindeki hayat portföyü de Yapı Kredi Emeklilik’e devredildi. 840 çalışanımız, 738 acentemiz, 586 Yapı Kredi şubesi, 1.193 anlaşmalı sağlık kuruluşu, 384 anlaşmalı hekimi ve 420 anlaşmalı servisiyle önemli bir ağ sahibiyiz.

Sigorta hizmetleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Müşteri potansiyelinizi ve ağırlıklı hizmet verdiğiniz alanları iletir misiniz?

Güvenel: Şirketimiz, sağlık ve sağlık dışı branşlarda zengin ürün yelpazesi, yaygınlaşmış hizmet yapısıyla geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. Konut sigortası kapsamında Yuvam, Süpereko ve Elektronik Cihaz Sigortası isimleri altında ürünlerimiz bulunuyor. Bunlara ek olarak tüm sigorta şirketlerince düzenlenebilen zorunlu deprem sigortası da, yine konutları depreme karşı güvence altına alan zorunlu bir sigorta ürünüdür.
Araçla ilgili tüm riskler için kasko ürünlerimizde zengin teminat seçenekleri sunmakta ve farklı ihtiyaçlara yanıt verebilmekteyiz. Sağlık branşında birçok alternatif sunan Can Sağlığı Sigortası ve Dünya çapında hizmet alma ayrıcalığı sağlayan WIP Sağlık Sigortası’nın yanı sıra Avukatın Can Sağlığı ve Avrupa Birliği normlarında güvence sunan Alternatifli Seyahat Acil Sigortası olmak üzere değişik ürünlerimiz de bulunmaktadır.
2006 yılının ilk 9 aylık verileri de göz önüne alındığında, Yapı Kredi Sigorta’nın ağırlıklı olarak sağlık, yangın ve kaza branşlarında yoğunlaştığı gürülmektedir. Şirketimiz, sağlık branşında aynı dönem itibariyle sektör ikincisi olmuştur.

Şirketiniz adına; rakamsal göstergeler açısından 2006’yı değerlendirir misiniz? Hedeflediğiniz iş hacmine ulaştınız mı? 2007 yılını bu açıdan yorumlar mısınız? Yıl sonu beklentileriniz...

Güvenel: 2006 yılı genel stratejilerimizi özellikle teknik kârı önemseyen bir bakış açısıyla belirledik. Pazar yapısını ön planda tutarak, kârlı alanlarda, verimli bölgelerde yoğunlaştık. Şirketimiz, üretiminin Eylül 2006 itibariyle yaklaşık yüzde 35’ini oluşturan sağlık branşında aynı dönem itibariyle sektör ikincisi olmuştur. Güçlü olduğumuz diğer branşlar ise kaza ve yangın branşıdır.

Önümüzdeki dönemlere ilişkin projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Güvenel: Önümüzdeki dönemde Anadolu’nun çok daha ön plana çıkacağını tahmin ediyoruz. Sağlık dışı branşlarda mümkün olduğunca detaylı, özelleştirilmiş risk ve fiyat değerlendirme politikaları ile müşterilerimiz için en uygun ve doğru yapıdaki poliçelerle pazarda yerimizi alacağız. Sağlık branşında ise yeni sigortalı kazanma ve pazarı büyütme politikamız devam edecek. Özellikle geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallar ile pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz. Bunların yanı sıra CRM çalışmlarına yoğunlaşıyoruz.

Hem müşterilerimizi daha iyi tanıyacağımız, hem de daha yoğun bir şekilde bilgilendireceğimiz bir iletişim platformu geliştirme projelerimiz devam ediyor. Bunu desteklemek ve hizmet kalitemizi artırmak amacıyla, aynı zamanda önemli bir bilgi teknolojileri yatırımı içindeyiz. Bu çalışmalarımızın satış kanallarımızın faaliyetlerini kolaylaştıracağını ve maliyetleri olumlu yönde etkileyeceğini tahmin ediyoruz.

Türk sigorta sektörünün 2006 yılında göstermiş olduğu performansı genel hatlarıyla değerlendirir misiniz?

Güvenel: Yılın ilk 9 ayında sektörümüzde yüzde 27’lik bir büyüme gerçekleşti. Enflasyon seviyesi göz önünde tutulduğunda bu tatminkar bir artışa işaret ediyor. Branşlar arasında en fazla büyüme ise; yüzde 42 ile yangında oldu. Faizlerin düşmesine bağlı olarak çok hızlı gelişen konut sektöründen kaynaklanan yangın branşındaki bu hareketin yıl tamamlanıncaya kadar devam etmesini bekliyoruz.

Son 15 yıllık prim artışlarını baz aldığınızda, 2006 yılı sonunda prim artış oranının yaklaşık yüzde 20-25 aralığında olacağını tahmin etmekteyiz. Enflasyon oranının üzerinde gerçekleşecek reel büyümenin sektör için olumlu bir gelişme olduğu söylenebilir. 2007 yılında yine enflasyonun üzerinde yüzde 10-15 bir reel büyüme olacağını bekliyoruz.

Yabancı Sektörün Türk Sigorta sektörü içerisinden aldığı pay ne kadar? Sizce bu pay önümüzdeki dönemlerde artacak mı?

Güvenel: Sektörümüzde, potansiyelin çok az bir bölümünün kullanıldığı yabancılar tarafından da izlenmektedir. Bu çerçevede de, yılbaşından itibaren çok sayıda yabancı sigorta şirketinin Türkiye’ye gelip satın alma veya birleşme yoluyla yapılandığını görüyoruz. Son dönemde 50 şirketin faaliyet gösterdiği sigorta sektöründe, sayıları 24 olan yabancı sermayeli şirketlerin sermayedeki katılım payları da yüzde 60,47 olarak gerçekleşmiştir. Rekabet için yeterli sermayeye sahip olmayan şirketlerin 2006 yılında başlattıkları ortak arama çalışmaları sonucu, yabancı sermayenin sektördeki payını biraz daha artıracağı beklenmektedir.

Sektörde yaşanan sert rekabet hakkındaki görüşleriniz neler?

Güvenel: Sert rekabet koşulları sonucunda şirketlerin zarar etmesi, uzun vadede şirketlerin mali dengesini de bozacağı için kabul edilebilir bir durum değildir. Dolayısıyla tüm sigorta şirketleri bu konuda zararın önüne geçmek için gerekli önlemleri piyasa şartları çerçevesinde almalıdır.

Mortgage sistemi sigorta sektörünü canlandıracak (Akşam Gazetesi)

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel:

‘Mortgage Sistemi Sigorta Sektörünü Canlandıracak’

Yapı Kredi Sigorta sorumluluk sigortalarında ve tarım sigortalarında büyümeyi hedefliyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, gelecek dönemde; son yıllarda sektör ortalamasının üzerinde büyüme gösteren sorumluluk sigortalarında ve tarım sigortalarında ciddi bir prim üretimi gerçekleştirmeyi planladıklarını belirtirken, kredi sigortalarının da sektörün yeni gözde branşı olacağını söyledi. Mortgage sisteminin de inşaat sektöründe canlılık yaratacağını ifade eden Güvenel, ipotekli konut finansmanına bağlı olarak gelecek yeni ürünlerinin sigorta sektörünü canlandıracağını dile getirdi. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, Sorularımızı şöyle yanıtladı:

Mortgage sistemi sigorta sektörünü canlandıracak (Akşam Gazetesi)

7 Mart 2007 Akşam Gazetesi

İLETİŞİM PLATFORMU

Yapı Kredi Sigorta, 2006 yılını nasıl tamamladı, 2007 hedefleri nelerdir?

Geçen yılki genel stratejilerini özellikle teknik kârı önemseyen bir bakış açısıyla belirleyen şirketimiz 2006 yılını 19.5 milyar YTL net kâr ile kapatmıştır. Pazar yapısını ön planda tutarak, kârlı alanlarda, verimli bölgelerde yoğunlaştık. Şirketimiz, bu doğrultuda çalışmalarını sürdürdü ve 2006 sonu itibariyle sağlık branşında sektörde birinci sırada yer aldı. Önümüzdeki dönemde de bu stratejilerimizi devam ettirmeyi planlıyoruz. Anadolu’nun geçmiş dönemlere göre çok daha ön plana çıkacağını tahmin ediyoruz. Sağlık dışı branşlarda mümkün olduğunca detaylı, özelleştirilmiş risk ve fiyat değerlendirme politikaları ile müşterilerimiz için en uygun ve doğru yapıdaki poliçelerle pazarda yerimizi alacağız. Sağlık branşında ise yeni sigortalı kazanma ve pazarı büyütme politikamız devam edecek. Özellikle geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallar ile pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz.

Yapı Kredi Sigorta’nın, 2007 yılında ön plana çıkaracağı ürünler nelerdir?

Gelecek dönemde; son yıllarda sektör ortalamasının üzerinde büyüme gösteren sorumluluk sigortalarında ve tarım sigortalarında ciddi bir prim üretimi gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bunun yanı sıra kredi sigortaları sektörün yeni gözde branşı olacaktır. Son yıllarda özellikle araç ve konut satışlarının banka kredilerine bağlı yapılması, proje finansmanında bankaların aktif olarak yer almaları ve düzenlenen kampanyalar nedeniyle sigorta sektöründe banka kanallı satışlar bir artış trendindedir. Mortgage sisteminin inşaat sektöründe canlılık yaratması ve buna paralel olarak sigorta sektörünü de olumlu etkilemesi beklenmektedir.
Yapı Kredi Sigorta, gelecek dönemde ihtiyaç olabilicek tüm bu sigorta ürünleri konusunda faaliyetlerini devam ettirmekte, ayrıca daha geniş kitlelere bireysel sağlık ürünlerimizin önerilmesine yönelik yoğun çalışmalarını sürdürmektedir.

FİYATA DAYALI REKABET AZALACAK

Türk sigortacılık sektörüne ilişkin değerlendirmeleriniz nedir?


Uzun süredir sigorta sektöründe önemli bir sorun olarak görünen sermaye yetersizliği yabancı sermayenin sektöre kayda değer yatırımlar yapmasıyla ileriye dönük çözülecek izlenimi veriyor. Gelecek dönemde AB sürecinde yapılacak değişikliklerle sigorta sektöründe yaşanan fiyat tabanlı rekabetin, yabancıların payının da artmasıyla hizmet tabanlı rekabete dönüşeceğini düşünüyoruz. Bu da sektöre olumlu yansıyacaktır. Yapılan yasal düzenlemelerin sigorta sektörüne etkilerini de önümüzdeki dönemde yaşayacağız. Genel Sağlık Sigortası’nın uygulanması sağlık branşını, mortgage’in yasalaşması ise sağlık dışı branşları hem yeni ürünler, hem prim hacmi hem de yeni dağıtım yapıları açısından etkileyecektir. Kârlılığın ön plana çıkmasıyla özellikle zarar edilen branş ve ürünlerde genel bir fiyat artış trendi bekliyoruz. Özellikle kaskoda fiyata dayalı rekabetin biraz daha yumuşayacağını, yerini ürün, hizmet ve dağıtıma dayalı rekabete bırakacağını düşünüyoruz.

Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de iyi olacak (tekBORSA)

Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de iyi olacak (tekBORSA)
tekBORSA 18-24 Mart 2007

“Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de iyi olacak”

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, Yapı Kredi Sigorta hisselerine uzun vadeli yatırım yapan yatırımcının daha kazançlı çıkacağının altını çiziyor ve ekliyor: “İyi bir sigorta şirketinin uzun vadede kârlı olması beklenmelidir.”.

Yapı Kredi Sigorta geçtiğimiz günlerde 2006 yılı 12 aylık bilanço rakamlarını açıkladı. Şirketin net zarar rakamı geçen yılın aynı döneminde 465 bin YTL iken 2006 yılında net kar rakamı 19 milyon 464 bin YTL olarak gerçekleşti. Şirketin prim üretimi 2006 yılında 585 milyon 459 bin YTL olarak gerçekleşti. Yapı Kredi Sigorta kesinleşmiş prim üretimlerine göre toplamda yüzde 7.1 ve sağlık alanında yüzde 23.4 pazar payına sahip. 2006’ın yüksek kârlılıkla kapatıldığını söyleyen Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, şirkete uzun vadeli yatırım yapanların kazançlı çıkacağını belirterek karlılığın uzun süre daha devam edeceğinin sinyalini veriyor.

tekBORSA: Sigorta sektöründe şu an gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz ve Yapı Kredi Sigorta bunun neresinde?

Murat GÜVENEL: Türkiye’de sigortacılık son yıllarda hakikaten gelişme gösterdi: Bunu yabancı ilgisinden de zaten takip ediyoruz. Türk sigorta sektörüne hâlâ yabancı ilgisi devam ediyor. Sektör tam bir dönüm noktasında. 1990 öncesi devlet tarafından belirlenen tarifler vardı, bu yıla kadar devlet her türlü sigorta fiyatını belirliyordu.
1990 yılında serbest tarife çıktıktan sonra her şirket kendi fiyatını belirlemeye başladı. Tüm dünyada bu tür liberalizasyon sonunda serbest tarifeye geçişte çok büyük iflaslar vardır. Her ne kadar çok kıyasıya rekabet olsa bile Türk sigorta şirketleri buna adapte olmayı başarabildiler ama sigorta şirketlerinin kâr marjları çok düştü. Yani 1990 öncesi rakamlara baktığımızda neredeyse yüzde 50-60 civarındaki kârlarda büyük düşüşler oldu. Bu dönemde de sigorta sektörünün yardımına ülkede olan enflasyon yetişti. Enflasyonun rahatlatıcı ve düzeltici bir etkisi var, primlerin otomatik olarak yüksek oranda artması, elinizde menkul kıymet, tahvil veya çeşitli yatırım araçları varsa bunların getirileri çok yüksek oluyor.

Dolayısıyla sizin saf sigortacılıkta yaptığınız bazı hata ve tutarsızlıklar varsa bunların hepsini silip iyi bir tablo ortaya çıkartabiliyor. Bu aşırı fiyat rekabetinin sigorta şirketlerinde yarattığı zayıflığı büyük ölçüde enflasyon ve enflasyonu içermeyen muhasebesel ilkeler nedeniyle sigorta şirketleri biraz rahat geçirdi.

Aslında baktığımız zaman çoğu sigorta şirketleri 1980 – 2003 arasında zayıfladı ya da en azından gereken büyümeyi gösteremedi. 2003 yılında enflasyonun yüzde 10 sınırlarının altını zorlamasıyla birlikte sigorta şirketlerinin gerçek yaptığı operasyonel sonuçlar ortaya çıkarmaya başladı. Sigorta tekniğinden sağlanacak kâr veya zarar konusu reel rakamlar gündeme gelmeye başladı.
O noktadan itibaren ben üçüncü bir dönem başladı diyorum. 1990 öncesi bir tarife dönemiydi herkes çok büyük kârlar yapıyordu. 2003 yılından itibaren salt sigortacılıktan kâr yapma dönemi başladı ve şirketler birdenbire operasyonel kârı artırmak veya zararı azaltmak yönünde önlemler almaya başladı. Bu yavaş yavaş bir trend halinde devam ediyor. Şirketlerin reel anlamda da kâr yapma gerekliliğinin bilincine vardığı bir dönem diyebiliriz.

2006 yılı bilançonuz açıklandı.
Bu sene kâra geçtiniz...

GÜVENEL: 2006 iyi geçti bizim için, toplam üretimimizi yüzde 25 artırdık. Pazar payımızı da aynı noktada kurduk. 2005 yılı itibariyle yüzde 7.1 pazar payımız vardı. Henüz kesin olmamakla birlikte yine yüzde 7.1 civarında bir pazar payını koruduk inancındayız. Bizim portföyümüzün yaklaşık yüzde 40 civarında bir bölümü sağlık sigortalarından oluşturuyor. Sağlık sigortaları branşını yüzde 33 artışla en büyük sigorta şirketi olarak kapattık. Tabii en önemli değişim de kâr zarar rakamımızda oldu. 2005 yılında 500 bin YTL civarında bir zararımız var. İyi bir şekilde kapattık diyebilirim.

Türk sigorta sektörüne yabancı ilgisi devam ediyor. Sektör tam bir dönüm noktasında...

2007 yılı prim üretimi hedefiniz nedir?

GÜVENEL: Halka açık şirket olduğumuz için 2007 ile ilgili rakamları isterseniz söylemeyeyim.

Peki bu sene içinde yeni ürün varmı?

GÜVENEL: Şu anda sağlık sigortalarında hedeflediğimiz bir – iki yeni ürün var. Rahat satılabilecek ve risk kabulü yapılmadan yeni bir muayene veya bir beyan doldurulmadan yapılabilecek bir sigorta türü üzerinde çalışıyoruz. Zira sağlık sigortalarında lideriz ama Türkiye’de sektörün ulaştığı nokta istenilenin daha epey uzağında diyebilirim. Türkiye nüfusuna baktığımız zaman nüfusun ancak yüzde 1-1.5 civarında bir bölümünün özel sağlık sigortası var. Biz bunu artırmaya çalışıyoruz. Ucuz, herkes tarafndan satın alınabilir hatta telefonla, bankamızın sistemi vasıtasıyla satılabilecek basit bir sağlık ürünü üzerinde çalışıyoruz. Tahminen bir iki ay içinde devreye sokarız.

Türkiye’nin AB’ye üyelik süresinde sigorta sektöründe de değişiklikler olacak, bundan nasıl etkilenecek sektör?

GÜVENEL: Sigorta sektörü bu konuda çalışmaya başladı. Trafik sigortaları yani üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortaları, karayolu sigortaları mecburi tutuluyor. Kasko ve sağlık sigortaları Avrupa’da serbest. Orada yaygın olan devletin verdiği sağlık hizmetinin üzerinde ekstra bir teminat olarak satılan özel sağlık sigortaları var. Bizde de bu gelişecek. SSK’nın çalışma yöntemini değiştirmesiyle birlikte, sigorta şirketleri SSK’nın verdiği teminatların üzerinde bir imkân veren sağlık sigortası çıkartacaklar. Bizde de buna benzer ürün çalışmaları var hatta şu anda bile yapabiliriz. Bizim istatiklerimize göre devletin verdiği rakam çok düşük, bizim standart sağlık sigortası paketlerinden çok ucuz. Şimdilik daha ucuza mal edemiyoruz.

Kamu sağlık sigortası olan hastalar anlaşmalar doğrultusunda özel hastaneleri de kullanabiliyor, bunun etkileri ne olacak?

GÜVENEL: Devletin katkı payı düşük oranda kalıyor, dolayısıyla diğer bir sağlık sigortasına ihtiyaç var. Kişiler artık sadece SSK hastanelerine değil diğer her türlü sağlık kuruluşlarına gidebilme imkânına sahip olduklarından dolayı bence özel sağlık sigortaları daha fazla önem kazanmış durumda.

Nasıl peki?

GÜVENEL: Alışkanlık açısından. Mesela SSK’lı bir hastanın artık özel hastanelere de gidebiliyor olması bir alışkanlık sonucu her türlü tedavisini limitsiz olarak sunan bir sağlık sigorta şirketinden de bir poliçe almasına da neden olabilir düşüncesindeyim.

Şirket hisselerinin İMKB performansından memnun musunuz?

GÜVENEL: Bizim hissemiz zaten sene içinde artış gösterdi ve hissedarlarımıza epey bir kazandırdık inancındayım. Bu yıl da iyi bir kâr açıklamış durumdayız, dolayısıyla ben Yapı Kredi Sigorta hisse senedini 2007 yılı içinde de stabil ve iyi bir hisse senedi olarak görüyorum.

Yatırımcı, Yapı Kredi Sigorta hisselerini neden almalıdır?

GÜVENEL: İyi bir sigorta şirketinin uzun vadede kârlı olması beklenmelidir. Dolayısıyla bir sigorta şirketi hissesine yatırım yapacak bir yatırımcının da biraz uzun vadeli bir bakış açısına sahip olması gerekir düşüncesindeyim. Kısa süreli dalgalanmalardan istifade edecek yatırımcı değil de bizim hisse senedimizi alıp yıllar boyu itibariyle saklayabilecek, daha uzun dönemde değerlendirebilecek bir hisse sahibinin daha kazançlı çıkacağı inancındayım.

Sigorta sektöründe fiyatlar artışa geçecek; rekabet anlayışı değişecek (Dünya Gazetesi)

Sigorta sektöründe fiyatlar artışa geçecek; rekabet anlayışı değişecek
Dünya Gazetesi 25 Temmuz 2007

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel; doğru risk yönetimi, doğru fiyatlandırma ve sigortalanabilir risklerde seçiciliğin sektör geneline hâkim olacağını kaydediyor. Zarar edilen branş ve ürünlerdeki fiyat rekabetinin yerini ürün ve dağıtıma dayalı rekabetin alacağını bildiren Güvenel’e göre yabancı sigorta devlerinin getireceği yeni teknolojilerle de, müşteri bazlı fiyatlandırma yapılabilecek.

Sigorta sektörü genel olarak ekonomiye paralel bir seyir izliyor. Yılın ilk 6 ayında, ekonomide önemli bir değişim yaşanmadı. Sektörün mevcut seyrini önümüzdeki dönemde de devam ettirmesi bekleniyor. Ertelenen genel sağlık sigortası ve mortgage ile ilgili kanun tasarıları ise büyük ihtimalle seçim sonrası yeniden gündeme gelecek.

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, DÜNYA’ya yaptığı açıklamada; gerek sağlık branşı gerekse sağlık dışı branşların; prim hacmi, yeni ürün ve dağıtım yapıları bakımından, yasal düzenlemelerden etkileneceğine dikkati çekti. Güvenel, “sektörde en fazla fiyat rekabetinin yaşandığı ve en çok zarar eden branşlar sağlık ve kasko oldu. Ancak, kârlılığın ön plana çıkmasıyla, zarar edilen branş ve ürünlerde genel bir fiyat artış trendi bekliyoruz. Özellikle kaskoda, fiyata dayalı rekabetin biraz daha yumuşayacağını ve yerini ürün, hizmet ve dağıtıma dayalı rekabete bırakacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Müşteri bazlı fiyatlandırma

Türkiye’de sigortalanma oranının ABD, Japonya ve AB ülkelerine göre çok düşük kaldığını dile getiren Güvenel, şöyle devam etti: “Sigortalanma oranının yükselmesi, şirketlerin elindeki portföylerin artmasını ve kârlılığın yükselmesini sağlayacak. Türkiye’ye yatırım yapan sigorta devlerinin getirecekleri, müşteri bazlı fiyatlandırmaya olanak verecek yeni teknolojiler de, kârlılık açısından önemli. Doğru risk yönetimi, doğru fiyatlandırma ve sigortalanabilir risklerde seçicilik, kâr getirecek ve sektör geneline hâkim bir kültür olacak. Sektörün daha hızlı büyümesi için, tüm sigorta şirketlerinin, piyasa şartları çerçevesinde, önlem almaları gerekiyor. Öncelikli önlemler, zararın engellenmesi konusunda sigorta şirketlerinin rasyonel hareket etmeleri ve sigortalıların bilinçlendirilmesi yönünde olmalıdır. Bu doğrultuda; sektör açısından büyüme de kaçınılmaz olacaktır.”

Kaza branşındaki prim üretimi en az 4,5 trilyon YTL

Satışların en çok yapıldığı sigorta branşları hakkında bilgi veren Güvenel; konut, kasko, deprem, hayat sigortalılık oranları hakkında şunları kaydetti:

“Prim üretimi açısından Türkiye genelinde yüzde 59 payla kaza branşı birinci sırayı alıyor. Kazayı yüzde 19’la yangın, yüzde 12 ile sağlık branşı takip ediyor. Sektörde Aralık 2006 tarihi itibariyle kaza branşındaki prim üretimi 4,5 trilyon YTL’nin üzerinde. Yine aynı dönem itibariyle hayat dışı branşlarda toplam prim üretimi 8 trilyon YTL’yi aşmış durumda; ancak, bu rakamlar potansiyeli kullandığımız anlamına gelmiyor. Aslında hem hayat dışı, hemde sağlık sigortalarında bulunmamız gereken noktanın çok gerisindeyiz. Örneğin sağlık branşında sigortalı sayısı 1 milyonu yeni aştı ki Türkiye nüfusunun yüzde 2’si bile değil... 13 milyon konutun yaklaşık yüzde 8’inin konut poliçesi bulunduğu tahmin ediliyor. Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun verilerine göre; bu konutların sadece yüzde 20’sinin zorunlu deprem sigortası var.”

Kaskoda teknik zarar artıyor

Sektörde fiyat rekabetinin en fazla sağlık ve kasko branşlarında yaşandığına ve bu iki branşın teknik kârlarında oluşabilecek düzelmelerin, sektörü de çok olumlu etkileyeceğine işaret eden Güvenel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2006 sonu verilerine göre; hayat dışı sigorta sektörü üretiminin yüzde 32’sini kasko, yüzde 12’sini sağlık branşı oluşturdu. Sektör, her iki branşta da zarar ediyor. 2005 ve 2006 yıl sonları karşılaştırıldığında ise, sağlık branşında teknik zararının giderek azaldığı, kasko branşında ise bir artış trendinin olduğu gözleniyor. Sektör, en büyük zarar kalemi olan kasko branşında, 2006 yılı sonu itibariyle 250 milyon YTL zarar etti.”

Aktüeryal çalışmalar trendin yönünü değiştirdi

Yapı Kredi Sigorta’nın, öncelikle kasko branşı üzerine eğilerek, aktüeryal çalışmalara başladığını ve zarar yönünde giden trendin değiştiğini söyleyen Güvenel, “Mart 2007 sonu itibariyle teknik kâr elde edildi. Sektörün zarar ettiği bir branşta bu noktaya gelebilmek, şirket kârlılığını çok olumlu etkiledi. Benzer şekilde, sektör sağlık branşında zarar ederken, Yapı Kredi Sigorta, 2006 yıl sonunda olduğu gibi Mart 2007 sonunu da teknik kâr ile kapattı” açıklamasını yaptı.

Anadolu ön plana çıkacak

Önümüzdeki dönemde Anadolu’nun ön plana daha çok çıkacağını ifade eden Güvenel, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Sağlık dışı branşlarda mümkün olduğunca detaylı, özelleştirilmiş risk ve fiyat değerlendirme politikaları, müşterilerimiz için en uygun ve doğru yapıdaki poliçelerle pazardaki yerimizi alacağız. Sağlık branşında ise yeni sigortalı kazanma ve pazarı büyütme politikamız devam edecek. Özellikle geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallar ile pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca tarım sigortaları havuzu Tarsim’in kuruluşu ile birlikte tarım sigortalarında; son dönemde sektör ortalamasının üzerinde bir büyüme trendi gösteren sorumluluk sigortalarında; mortgage pazarının oluşmasıyla birlikte de, kredi sigortalarına yoğunlaşmayı ve bu branşlarda yüksek prim üretmeyi planlıyoruz.”

Özel sağlık sigortlalı sayısının yaklaşık yüzde 60’ı kurumsal

Türkiye’de özel sağlık sigortalarının ifade edilmeye başladığı yılların 1980’ler olduğunu; ancak, branşın büyümesi açısından 1990’lı yılların başlangıç sayıldığını hatırlatan Güvenel, şunları kaydetti:

“Türkiye’deki özel sağlık sigortalı sayısının yaklaşık yüzde 60’ını kurumsal katılımlar, yani grup sigortaları oluşturuyor. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin yayımladığı bilgiler doğrultusunda; 2006 yılı sonunda Türkiye’de (seyahat sigortaları hariç) 1 milyon 186 bin 333 kişi, özel sağlık sigortası yaptırdı. Özel sağlık sigortalıların 447 bin 877’si bireysel, 738 bin 456’sı kurumsal poliçelere dahil oldu.”

Sağlık sigortalarının bilinirliği düşük

Güvenel, özel sağlık sigortalarının gelişmemesinin temel nedenlerini şöyle dile getirdi:

“Ürün, hizmet kapsamı ve uygulamaları konusundaki bilinirliğinin düşük olması, özel sağlık sigortalarının gelişmesini engelliyor. Türkiye’de özel sağlık sigortalarının primlerinin yüksek olduğu ve belli bir gelir grubuna yönelik olduğu izlenimi ağırlıklıdır. Oysa özel sağlık sigortaları, tüm gelir gruplarına yönelik ve değişik kapsamlarda birçok alternatif sunuyor.”

Bilinçlendirme çalışmalarına yoğunlaşmanın, özel sağlık sigortasının yaygınlaşması konusunda etkili olacağını vurgulayan Güvenel, şunları bildirdi:

“Önümüzdeki dönemde genel sağlık sigortasının uygulamaya girmesinin ardından, önemli gelişmeler yaşanacak. Bu dorultuda; sağlık sigortası kavramı ve anlayışının genele yaygınlaştırılması hedefleniyor. Sağlık sigortalarının daha fazla kişiye ulaştırılması için basit, anlaşılır ve uygun primlerle sunulan yeni ürün çalışmaları yapılıyor; ilgi ve katılımı artırmayı hedefleyen kampanyalar organize ediliyor; satış kanalları artırılıyor.”

Finansman sorununa çözüm...

Mortgage Yasası’nın çıkmasının sigorta sektörüne etkilerini özetleyen Güvenel, şu bilgileri kaydetti:

“Türkiye’de ciddi bir ‘nitelikli konut sorunu” bulunuyor. Yüzde 60’lar seviyesinde olan konut sahipliği oranı düşük sayılmaz. Bununla birlikte, konut stoğunun yüzde 55’i izinsiz/ruhsatsız. Konutların yüzde 60’ı 20 yaşın üzerinde; yüzde 40’ının ise tadilata ihtiyacı var. Bu yapının sağlıklı bir hal alabilmesi için öncelikle finansman sorununun çözüme kavuşturulması gerekiyor. Mortgage sistemi, sigorta sektörünü olumlu yönde etkileyecektir.”

İpotek sigortacılığı gelişecek

“İnşaat sektörü canlanırken, bankalar da kendi risklerini ve müşterisini korumak için sigorta yaptıracak. Uzun vadeli konut finansmanı sisteminin hayata geçirilmesiyle, ipotek sigortacılığının da gelişmesi kaçınılmaz” şeklinde görüş belirten Güvenel, “Konut sigortası ve DASK talebinin artması bekleniyor”dedi. Mortgage Kanun’unda; krediyi alan kişinin hayat sigortası yaptırmaya zorunlu olmadığına değinen Güvenel, “Hayat sigortasının zorunlu olmadığı gelişmiş ülkelerdeki sigorta bilinci, Türkiye’dekiyle karşılaştırılmamalı” ifadesini kullandı. Güvenel, konu hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Bankaların mortgage kredisi verdikleri kişilere, hayat sigortası yaptırmaları konusunda tavsiyede bulunmalıdır; çünkü kredi sahibi hayat sigortalı değil ise banka, bürokratik (evi satışa çıkarma vb.) zorluklarla uğraşmak zorunda kalabilir; ancak kredi alan kişi sigortalı ise, banka hiç uğraşmadan sigorta şirketinden parasını alır. Mortgage sisteminde kredi veren kuruluş, alacaklarının tümünü veya en azından, kredi vereceği evin borcu bitene kadar ayakta duracağını, garanti altına almak isteyecektir. Bu konuda bankalara ‘tüketiciyi doğru bilgilendirme’ sorumluluğu düşüyor.

Yabancılar, hayat dışı sigorta şirketlerinin yüzde 65’ine ortak

Güvenel, yabancı evlilikler nedeniyle hareketli geçen 2006 yılında 5 sigorta şirketinin daha yabancı ortaklı hale geldiğini böylece yabancıların, hayat dışı sigorta şirketlerinin yaklaşık yüzde 65’ine -doğrudan ya da dolaylı olarak- ortak konuma geçtiğini kaydetti.

Tecrübeli yabancıların piyasaya girmesinin, fiyat ve uygulama açısından sektörde olumlu bir etki yaratırken, büyük şirketler dışında kalanlar için, varolmanın daha da zorlaşacağını dile getiren Güvenel, Şöyle devam etti:

“Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde çeşitli birleşmeler yaşanabilir.AB’ye uyum çalışmaları ile birlikte, Türkiye’de sigortacılık sektörüne ilginin artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Yabancı sermayenin sektöre kayda değer yatırımlar yapması, uzun süredir önemli bir sorun olan sermaye yetersizliğinin ileriye dönük olarak çözülebileceği izlenimini veriyor. Hem gelişen ekonomik ihtiyaçlar, hem yasal düzenlemeler nedeniyle, yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkacak. Bu konularda dünya birikiminin ülkemize gelmesi sektör açısından büyük bir avantaj... Gelecek dönemde AB sürecinde yapılacak değişikliklerle sigorta sektöründe yaşanan fiyat tabanlı rekabetin, yabancıların payının da artmasıyla hizmet tabanlı rekabete dönüşeceğini düşünüyoruz.

Sektör içi düzenlemeler

Yeni yasayla, sigorta sektörünün tüm bileşenleriyle ilk kez ele alındığının altını çizen Güvenel, sektör içi düzenlemeler konusunda önemli bir rol oynamasını bekledikleri Sigortacılık Yasası ile ilgili şu bilgileri verdi:

“Yeni bir alanda ve bugüne kadar hiçbir mevzuatı bulunmayan bir konuda yapılan bir düzenleme olarak nitelendirmek yanlış olur. Daha önce 7397 sayılı Sigorta Murakabe Yasası ve bu yasanın dayanağı olan yönetmelikler ile sigortacılık faaliyetleri düzenlenmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 7397 sayılı SMK’nın bazı maddelerini değiştiren kanun hükmünde kararnameyi iptal etmesiyle, yasal dayanak ortadan kalkmış ve hukuki bir boşluk oluşmuştu. Bu boşluk, yeni yasa ile yeniden düzenleniyor”

Önemli eksiklikler giderilecek

Sektörün yıllardır en önemli beklentileri arasında yer alan 5684 sayılı Sigortacılık Yasası’nda; sigorta ve reasürans şirketlerinin kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme ve tasfiyeleriyle, denetlenmesi esaslarının düzenlendiğini; sigorta şirketlerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve sigortalılara daha iyi hizmet verilmesinin benimsendiğini ifade eden Güvenel, konuyla ilgili şunları bildirdi:

“Yasa, sektörün gelişiminde önemli bir eksikliği giderecek. Tahkim sistemi, cezai müeyyideler ve sıkı denetim mekanizmaları sektöre disiplin getirecek; dolayısıyla sektörün müşteri memnuniyeti oranı da yükselecek. Getirdiği mali düzenle, rasyonel olmayan fiyat rekabetini ortadan kaldırarak, şirketlerin zarar ve iflas etmelerini önleyecek. Yasa kapsamında kurulan çeşitli komitelerle, sektördeki eğitim seviyesi ve uzmanlaşma artacak.”

Pastadan en büyük payı Yapı Kredi Sigorta aldı

Bireysel sağlık sigortası yaptıranların sayısı, 2006 yılı sonu itibariyle toplam 447 bin 877. Yapı Kredi Sigorta’yı tercih edenlerin mevcudu ise 131 bin 286. Bu kapsamda Yapı Kredi Sigorta 29,3 pazar payı ile bireyselde pastadan en büyük payı alan sigorta şirketi. Bireysel ve kurumsal sigortalı sayısı dahil olmak üzere, toplam sağlık sigortalı sayısı 217 bin 216’ya yükselirken, pazar payı 18,3 olarak belirlendi. Yapı Kredi Sigorta, 2006 yılında 229 milyon 210 bin 893 YTL olan sağlık prim üretimindeki yüzde 23,4 pazar payıyla, aynı yılı sektör lideri olarak tamamladı.

Yapı Kredi Sigorta’nın son 3 yılda aşağıdaki branşlara göre Pazar payı ve prim üretimi nasıl değişti?

 
2004
2005
2006
 
Prim
PP%
Prim
PP
Artış%
Prim
Artış
PP%
Sağlık
144.655.382
21.21
171.846.751
18.80
21.52
229.210.893
33.38
23.42
Kaza (1)
167.554.498
5.17
198.402.915
18.41
4.99
229.126.599
15.49
4.73
Yangın (2)
64.734.183
6.07
66.918.208
3.37
5.89
89.309.474
33.46
5.62
Mühendislik
16.679.589
6.06
20.502.939
22.92
6.37
23.958.225
16.85
5.63
Nakliyat
11.442.703
4.26
12.066.277
5.45
4.15
13.460.258
11.55
3.97
Toplam (3)
405.067.074
7.28
469.737.522
15.97
7.14
585.458.771
24.64
7.12

1) Ferdi kaza, Hukuksal Koruma, Sorumluluk, Kredi, KMA Mali Sorumluluk branşları dahil edilmiştir.
2) DASK Dahil edilmiştir.
3) Tarım branşı dahil edilmiştir.

Tiyatro aşığı sigortacı (Para Dergisi)

Sigorta sektöründe fiyatlar artışa geçecek; rekabet anlayışı değişecek
Para Dergisi 18 Ağustos 2007

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, yoğun iş temposuna rağmen yılda 40’a yakın tiyatro izliyor. Tiyatro aşığı, sigorta sektörüne yabancı ilgisiniyse olumlu karşılıyor ve asıl işi sigortacılık olan yabancı şirketlerin bu pazarı büyüteceklerini söylüyor...

ŞİRKETLERİN sosyal sorumluluk projelerine ilgisinin son yıllarda arttığını hatırlatmaya gerek yok sanırım. Sosyal sorumluluk projesi düzenlemek artık pazarlamanın vazgeçilmez bir ayağı oldu ve şirketler adeta “sorumluluk” yarışına girdi. Sosyal sorumluluk “moda” olmadan önce projelere destek olmaya başlayan kurumlar da yok değil. Örneğin Yapı Kredi Sigorta, 10 yıldır Afife Jale adına tiyatro ödülleri veriyor. Bu yıl onuncusu düzenlenen Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nin arkasındaki isimse Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel.

Çağdaş Türk kadınının önündeki perdenin 22 Nisan 1919 günü açıldığını ve bir daha hiç kapanmadığını söyleyen Güvenel, Kadıköy’deki Apollon Tiyatrosu’nda sahneye çıkan Afife Jale’nin bütün zorluklara rağmen, Hüseyin Suat’ın “Yamalar” adlı oyunundaki “Emel” rolüyle sahneye çıktığını hatırlatıyor. Güvenel, Yapı Kredi Sigorta olarak bu ismi yaşatmaya çalıştıklarını belirtiyor.

Kelimenin tam anlamıyla tiyatro aşığı olan ve her yıl 40’a yakın oyun izleyen Güvenel’le hem tiyatro hem de sigorta sektörü üzerine konuştuk...

 

Patronları 10 yıl önce bu proje için ikna etmekte zorlandınız mı?
Bu projeye 1997’de başladık. Kapsamı yıldan yıla genişledi. Sigorta şirketlerinin faaliyetleri içerisinde reklam ve halkla ilişkiler önemli bir yer tutuyor. Sosyal sorumluluk, o yıllarda pazarlama bütçelerine dahil edilmiyordu. Böyle bir anlayış da yoktu zaten. Haldun Dormen karşımıza çıktı ve bu fikri önerdi. Tiyatro camiasının dışında olduğumuz için önceleri biraz temkinli yaklaştık.“Acaba nasıl olur? Genel kabul görür mü? Jüride kimler olacak? Jüri kararı herkes tarafından benimsenir mi” gibi sorulara yanıt aradık. Haldun Bey, “Hiç merak etmeyin. İyi bir jüri sistemiyle objektif bir seçme yöntemi bulunur ve bunu da geliştiririz” dedi.

Böylece yola çıktık. Afife Jale Ödülleri, Yapı Kredi Sigorta’nın sosyal sorumluluk projesi olmakla birlikte çeşitli kesimler tarafından da üstlenildi.

İlk zamanlarda 8-9 kategoride ödül verilirken bugün 14 kategoriye çıkarıldı.

Çok geniş bir jüri kadrosu var. Etkinliğin tek sponsoru siz misiniz?
Biz sponsor değiliz, bu ödül töreninin sahibiyiz. Afife Jale Tiyatro Ödülleri, Yapı Kredi Sigorta adına kayıtlıdır. Patent başvurusunda bulunduk ve lisansını aldık. Afife Jale’yle ilgili her türlü yasal hakları aldık.

Afife Jale Ödülleri, Yapı Kredi Sigorta’ya ne kattı?
Çok geniş bir camiayız. 800 bine yakın sigortalımız, 750 acentemiz ve Yapı Kredi Bankası’nın 700 civarında şubesi var. Sigortalılarımızdan acentelerimize herkesi, değişimli olarak bu ödül törenine davet ediyoruz. Sadece İstanbul’da oturanları değil Anadolu’da oturan acentelerimizi de İstanbul’a davet edip onların bu ödül törenini görmelerini sağlıyoruz. Motivasyonları artıyor.

Sigorta şirketleri, bankalara oranla çok para kazanmıyor. Bu 10 yıl içinde patronlarınızdan, “Neyinize sizin ödül töreni” gibi eleştiriler aldınız mı?
Bugüne kadar iki patronumuz oldu. Çukurova Grubu ve İtalyan-Koç ortaklığı. İki taraftan da bugüne kadar bu ödül töreniyle ilgili övgü duydum. Zaten burada ortaya konulan para çok yüksek değil. Önemli olan şirketin çok büyük bir emek ortaya koyması.

Para tarafından, yani patron gözüyle baktığımızdaysa bizim harcadığımız para, inanın 15-20 günlük medya kampanyasına harcadığımız rakamın bile altında.

Bir yılda 40’a yakın oyun izliyorsunuz. Türk tiyatrosunu bir profesyonel olarak değerlendirebilir misiniz?
Ben tiyatro camiasının içinde doğdum. 1970’li yıllarda Beyoğlu’nda oturuyordum. O yıllarda 2 eğlence kaynağı vardı; tiyatro ve sinema... Henüz televizyon yoktu. Tiyatro insanların günlük konuşmalarında yer alırdı. Bugün iki kişi bir araya gelince borsa, ekonomi, finans, dolar, hava sıcaklığı konuşuyor. Tiyatro ve sinema bu sohbetlerin içinde çok fazla yer bulmuyor. Eskiden parayla ilgili konular bu kadar çok konuşulmazdı. Herkesin belirli bir geliri vardı. Parayı değerlendirebilecek alanlar sınırlıydı.

Galatasaray Lisesi’nin karşısına geldiğinizde sağa baksanız tiyatro, sola baksanız tiyatro, sinema vardı. Tünel’den Taksim’e kadar yaklaşık 30 adet tiyatro salonu vardı. Nişantaşı, Teşvikiye çevresinde de tiyatrolar vardı.

O günden bugüne Türk tiyatrosu nasıl bir değişim geçirdi?
Bir dönem komedi türü oyunlar çok revaçtaydı ve en çok tercih edilen oyunlardı. 1970’li yıllardan itibaren biraz daha sosyal içerikli, tarihi oyunlar kendini hissettirmeye başladı. 1970–1980 arasında daha sosyal içerikli daha toplumsal olayları inceleyen hafif sol eğilimli oyunlar revaçta olmaya başladı. 1980’den sonra tiyatro televizyon gibi ciddi bir rakiple rekabet etmek durumunda kaldı. Televizyon insanları parasız eğlendirebilen araç haline geldi. Bu tiyatroya bir darbe vurdu. Tiyatroya giden insan sayısı azalmaya, kapanan tiyatro sayısı da artmaya başladı. Bu süreçten sonra tiyatro büyük prodüksiyonlarla yeniden seyirci toplamaya çalıştı. 2000’li yıllardan sonra devlet ve şehir tiyatroları çok büyük bir boşluğu doldurmaya başladı.

Gelelim sigorta sektörüne... Yabancıların ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üzerinde durulması gereken bir iki konu var. Birincisi Türkiye’deki sigorta şirketleri, aslında sigortacılıkta uzman sermayedar gruplarına ait değil. Yani sigorta şirketlerinin gerek sermayedarları gerekse yönetim kurulları, sigortacılıkla ilgili uzmanlık sahibi olan gruplar değil. Yabancı sigorta gruplarının Türkiye’de şirket alması bunların kendi ülkelerinde belirli bir büyüklüğe ve doyum noktasına ulaştıklarını gösteriyor. Türkiye’nin AB’ye gireceğini hesap ederek, sigorta potansiyelinin önemli bir bölümünün de kullanılmadığını görüp, buraya yatırım yapıyorlar. Ama hepsi sigortacılığı bilen kuruluşlar.

Bu ilgi Türk sigorta sektörüne ne katar?
Her yatırımın bir geri dönüşü vardır. Buraya gelip yatırım yapan şirketler, yatırdıkları parayı belli bir zaman diliminde geri almayı planlıyorlar. Bu ise karlı bir piyasada gerçekleşir. Yani herkesin kaskodan şikayet ettiği, trafik sigortalarından zarar ettiği bir ortamda yapılamaz. Sektör sigortacılık faaliyetlerinden kar ederse, bir yabancı yatırımcı belli bir süre sonunda parasını geri alabilir. Sonuç olarak yabancı yatırımcı bu piyasanın karlı bir piyasa olması için çalışacaktır. Bunun için de ne gerekiyorsa yapacaktır.

Sektörün kısa vadede karlı hale geleceğine inanıyor musunuz?
Türkiye’ye gelen şirketlerin hepsi kendi ülkelerinde kar ediyorlar. Onlar da bize benzer dönemleri yaşadılar. O ülkelerde de çok büyük rekabet olmuş. Batan sigorta şirketi çok olmuş. Ama kalanlar artık karlı bir piyasada istikrarlı bir büyüme gösteriyorlar. Dolayısıyla burada da ben bunun devam edeceğine bu piyasaya bu sistemin geleceğine ve daha teknik verilere dayanarak karlı bir piyasa oluşturulacağına inanıyorum. Bu yönden de yabancıların olumlu katkısı olacaktır.

Yeni yabancılar uzun vadeli mi düşünüyor?
Sigortacılığın diğer finans kollarından en önemli farkı, uzun vadeli bir bakış açısının zorunlu olmasıdır. Bu işten kısa vadede kar edilmez. Sektörün yapısı gereği en az 10 yıllık düşünülür. Kısa vadeli kar ve büyüme hedeflerinden sigortacılık zarar görür. Yabancılar zaten bu konuyu çok iyi bildikleri için eminim ki 3, 5, 7, 12 yıllık planlarını yapıp ona göre yatırım yaparlar.

Bu Süreçte Yapı Kredi Sigorta’nın sektördeki konumu ne olacak?
Yapı Kredi Sigorta, portföyü itibariyle çok dağınık bir yapıya sahip. Tek alanda büyüme politikası yürüten bir şirket değil. Portföyümüzde Anadolu’daki en küçük risklerden, büyük şehirlerdeki büyük endüstriyel şirketlerin risklerine kadar geniş bir alan var. Elementer sigortalarda böyle bir yapısı olan şirketimiz, sağlık sigortalarında yüzde 22 pazar payıyla lider.

Sağlık sigortalarından kar ediyor musunuz?
Sağlık sigortalarından, son 3 yıldır kar ediyoruz. 2006’yı da karla kapattık. Bu yıl da karla kapatırız. Geçmişe dayanan çok iyi bir personel kadromuz, bilgisayar ve hasar değerlendirme sistemimiz var. Ama üzülerek görüyoruz ki, diğer şirketlerin bir kısmında bu kar yok. Zira sağlık branşı, sigorta tekniği açısından baktığınızda hasar trend frekansı çok yüksek olan bir branş ve çok yakından takip edilmesi gerekiyor.

“Sağlık sigortaları kasko kadar önemli”
Biz sigortacılıkta en büyük satıcı grubuna sahip sigorta şirketiyiz. Bizim özellikle banka kaynaklarını kullanmak üzere kurulmuş 350 adet satış kadromuz var. Özellikle sigorta şirketinin yönlendirdiği ürünleri satmak üzere piyasaya çıkan, banka kaynaklarını en iyi şekilde kullanan bir kadro oluşturduk. Bu kadro, Türkiye’de sağlık sigortalarının karlı olması için mümkün olduğu kadar genç kesimlere gidiyor ve onlara satış yaparak portföydeki yaşın dengelenmesi için çalışıyor. Bize göre sağlık sigortaları kasko kadar önemli bir branş.

Yapı Kredi’nin sağlık sigortalarında pazar payı yüzde 22

 
2005
2006
Sıra
Şirket adı
Toplam üretim (YTL)
Pazar payı (%)
Toplam üretim (YTL)
Pazar payı (%)
1
Yapı Kredi
171.846.754
21,52
229.210.893
23,31
2
Koç Allianz
173.561.365
21,73
196.686.297
20,00
3
Anadolu
109.655.743
13,73
119.811.579
12,19
4
Aksigorta
35.383.472
4,43
60.719.542
6,18
5
Genel Yaşam
37.125.779
4,65
58.244.777
5,92
6
Başak
48.010.653
6,01
55.406.576
5,64
7
Acıbadem Sağlık ve Hayat
54.096.707
6,77
54.604.904
5,55
8
Axa Oyak Hayat
47.602.031
5,96
49.498.463
5,03
9
İsviçre Hayat
41.034.958
5,14
39.623.627
4,03
10
Güneş
17.620.426
2,21
28.015.612
2,85
 
İlk 10 şirket
735.937.888
92,16
891.822.270
90,70
 
Diğer
724.944
7,84
91.432.951
9,30
 
Sektör toplamı
798.538.595
100,00
983.255.221
100,00

Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz (Sigorta Dünyası)

Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz
Sigorta Dünyası Eylül 2007

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel:
‘Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz’

Yapı Kredi Bankası’nın el değiştirmesiyle çoğunluk payları Koç-UniCredit ortaklığına geçen Yapı Kredi Sigorta, satış sürecinin güçlüklerini atlatmış durumda. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, şirketin 2004 ve 2005 yıllarının kârlılık bakımından negatif sonuçlarını son bir buçuk yıldır olumluya çevirdiklerini belirtiyor. Güvenel, sektörün zarar ettiği sağlık sigortalarında Yapı Kredi Sigorta’nın yıllardır kâr ettiğini, kaskoda ise önce zararı en aza indirip 2007 başından itibaren de kâra geçtiklerini söylüyor.

Yapı Kredi Sigorta’nın Koç-UniCredit ortaklığına geçmesiyle Koç Grubu’nun iki elemanter sigorta şirketi oldu. Bu şirketlerin birleştirilmesi yönünde bir çalışma var mı?
Bu yönde yapılan bir çalışma yok. Koç Grubu’nun diğer şirketi Koç Allianz da, biz de ayrı ayrı devam ediyoruz. Yani aramızda bir birleşme söz konusu değil. Ayrıca kısa vadede Yapı Kredi Sigorta’nın satışıyla ilgili alınmış bir karar yoktur.

Peki Koç Allianz’la rekabet ediyor musunuz, piyasada karşı karşıya geldiğiniz oluyor mu?
Her şirketin kendine göre bir stratejisi var. Pazara çıktığımız zaman her şirketle olduğu gibi, Koç Allianz’la da aynı biçimde rekabet ediyoruz. Tabii ki pazarda karşı karşıya geldiğimiz oluyor. Ama o durumda da her şirket kendi politikasına uygun fiyatı veriyor ve o fiyat çerçevesinde bazen kazanıyoruz biz alıyoruz, bazen başkasına gidiyor.

Yapı Kredi Bankası’nın satışı ve ona bağlı olarak Yapı Kredi Sigorta’nın el değiştirmesi süreci şirket olarak motivasyonunuzu nasıl etkiledi?
Biraz zor bir dönemdi, onu açıklıkla ifade edeyim. Yapı Kredi Bankası satılıktı ve kime satılacağı belli değildi. Bu dönemde üretim kaynaklarımızdan ve sigortalılarımızdan sürekli bununla ilgili açıklama talebi geliyordu, ancak bizim nasıl bir satış olacağı ya da yeni sermayedarımızın kim olacağı konusunda bir bilgimiz yoktu. Şirketimizin Koç-UniCredit ortaklığına satılmasıyla bütün bu sorular cevabını buldu. Zira, Koç Grubu Türkiye’nin en büyük endüstriyel ve finansal grubu, UniCredit de İtalya’nın ikinci büyük bankacılık grubu. Çok güçlü bir sermayedar yapısıyla birlikte soruların arkası da kesildi. O dönemde biraz pazar kaybımız oldu, ama onları da geri almaya başladık.

Bu arada üretim ve kârlılık performansınız nasıl bir seyir izledi?
Yapı Kredi Sigorta’nın 2004 ve 2005 yıllarında kârlılık yönünden çok iyi bir performans gösterdiği söylenemez. Piyasada çok büyük bir rekabet vardı ve dolayısıyla diğer şirketlerde olduğu gibi bizde de negatif sonuçlar ortaya çıktı. Fakat 2006 yılında aldığımız önlemler ve kârlılık odaklı çalışma neticesinde iyi bir kârlılık oranına ulaştık. Geçen yıl 19 trilyon kâr elde ettik. Umarız bu yıl bunu daha da arttıracağız. Artık Yapı Kredi Sigorta kârlı döneme girdi diyebiliriz, zaten bunun iyi bir örneğini de geçen yıl sonunda verdik. Yapı Kredi Sigorta 2007 yılının ilk 6 ayını da 14,1 milyon YTL net kârla kapatmıştır. Yakaladığımız kârlılık trendi devam etmektedir. Dolayısıyla 2006 ve 2007 Yapı Kredi Sigorta için kârlılık açısından çok önemli bir dönem oldu diyebilirim. Üretim boyutuna baktığımızda öncelikle kârı hedeflediğimiz için istediğimiz rakamların biraz altında kaldık. Bunda zararlı üretimi azaltmamızın da etkisi oldu. Fakat bunun karşılığında kârlılığımızı artırdık.

Hangi dallarda daha kârlısınız?
Birinci başarımız geçen yıl sonu itibarıyla kaskodaki zararı çok minimize etmek oldu. Bizim boyutumuzdaki şirketlerle kendimizi kıyasladığımızda kaskoda en az zarar eden şirket olduğumuzu söyleyebilirim. Bu 2007’nin ilk aylarında hemen kendini gösterdi. Bu yılın başından itibaren kasko dalında kâra geçtik. Şu anda, altıncı ay itibarıyla da kasko branşında kârdayız ve bu yılı kârlı kapatacağımızı söyleyebilirim. İkincisi, çoğu şirketin zarar ettiği sağlık branşında biz, uzun yıllardır aktüaryel çalışmalar ve iyi veri değerlendirmesi sonucunda hep kârlı çıkıyoruz. Kurumsal sağlık sigortalarında da kârlıyız. Sağlıkta bireysel sigortalarda ise piyasada çok büyük bir üstünlüğümüz var. Bireysel sağlıkta Yapı Kredi Bankası kaynaklarını direkt satış kanalı olarak çok iyi kullanıyoruz. 250 kişilik bir direkt satış ekibimiz var. Bunlar banka kaynaklarını iyi bir şekilde kullanarak bize sürekli yeni poliçe kazandırıyorlar. Sağlıkta yeni poliçe kârlılığı arttıran bir etken. Aksi halde şirketlerin ellerindeki portföyler yenilene yenilene yaş ortalaması artıyor ve daha zararlı bantlara gelmeye başlıyor. Biz bunu yeni satışlarla tersine çeviriyoruz. Dolayısıyla bireysel sağlık sigortalarında da kârlıyız. Ayrıca 2006 yılını sağlık sigortaları prim üretiminde sektör lideri olarak bitirdik. Bizi hemen yakından Koç Allianz takip ediyor, ama üçüncü şirketle aramızda büyük bir fark var. Biz kârımızı genellikle sektörde zarar yazılan sağlık ve kasko sigortalarından elde ediyoruz diyebilirim. Biz bu branşlardaki zararı tersine çevirmek için 2004 yılında çalışmaya başladık. Özellikle kaskoda bir aktüer ekibi oluşturduk. Tabii sigortacılıkta aldığınız önlemler hemen sonucunu vermiyor, belli bir zaman geçmesi gerekiyor. 2004’te başlattığımız hareket, bizi ancak 2006 ve 2007’de kârlı noktaya getirdi. Şu anda kaskoda hakikaten imrenilecek düzeyde yüzde 75’lik bir hasar/prim oranımız var.

Trafik sigortaları da son yıllarda sektörün sorunlu alanlarından biri haline geldi. Bu dalda tarifelerin serbest bırakılması gündemde. Sizin bu konuda görüşünüz nedir?
Büyük bir trafik portföyüne sahip olduğumuzdan, elimizde değerlendirilecek büyük bir veri kaynağı var. 1 Ağustostan itibaren Hazine Müsteşarlığı tarafından sigorta şirketlerine empoze edilen tarife zaten serbest tarife değil. Güvence limitlerinin çok arttırıldığı, buna karşılık prim artışlarının minimal seviyelerde tutulduğu ve yine sigorta şirketlerini trafik sigortalarında kesin bir zarara itecek bir tarife. Bu tarifeyle çalışıp kâr edecek bir şirketi ben göremiyorum. Zira bu primlerle ve bugün için öngörülen limitlerle bir sigorta şirketinin bir denge kurması imkânsız. Trafik sigortasında serbest tarife henüz başlamadı, ama ben serbest tarife sistemine geçilmesini savunuyorum. Artık devletin tarife sistemini bırakması lazım. Kamu yararı açısından sadece üçüncü şahsa verilecek zararlarla ilgili limitleri tespit edip onun haricinde fiyatlandırmayı sigorta şirketlerine bırakması gerekli. Sigorta sektörü ancak bu durumda kendisine sağlıklı bir tarife yapabilir. Belki ilk zamanlarda neticeler olumlu olmayabilir, ama belli bir süre sonra şirketler doğruyu bularak tarifelerini yapacaklardır. Özetle biz serbest tarifeye geçilmesinden yanayız.

Son dönemlerde birçok alanda sorumluluk sigortaları ihdas edildi, ediliyor. Bunlar uygulanabilir nitelikte mi sizce?
Öncelikle bu sigortaların yaygınlaşmasını çok olumlu buluyorum. Kişilerin karşıdaki kişiye bir zarar verdiğinde, bunun teminat altında olması kamu yararı açısından da gerekli. Dolayısıyla sorumluluk sigortalarının ülkemizde gelişeceği alanlar çok. Ama unutmamak gerekir ki, sorumluluk sigortaları bir ülkedeki hukuk sistemine dayanır. Hukuk sistemi ne kadar iyi işler, kişinin başka şahıslara vereceği zarar kendisini mali açıdan ne kadar etkilerse, bu sigorta daha çok gelişir. Mesela “medical malpractice” dediğimiz doktor mali mesuliyet sigortalarında biliyoruz ki, ABD’deki cerrahlar yıllık brüt gelirlerinin yaklaşık yüzde 20’sini bu sigortaya ayırıyorlar. Orada hukuk sistemi iyi işlediğinden kişinin böyle bir sigortayı satın almama lüksü yok. Bir kere mahkûm olduğu zaman meslek hayatı bitebilir. Ülkemizde bugüne kadar bir doktorun hatasından dolayı büyük bir cezaya çarptırıldığını pek görmedim. Neden olmadı bilmiyorum? Herhalde diğer ülkelerdeki hatalı müdahale oranı neyse, Türkiye’de de yaklaşık o oranda bir hatalı müdahale vardır. Elbette ülkemizdeki doktorların kalitesi öteki ülkelerden geri değildir. Sanırım bugün Almanya’da yanlış müdahale nedeniyle verilen zarar oranı neyse herhalde Türkiye’de de o civardadır. Ama bununla ilgili davaların bir sonuca ulaşmadığını görüyoruz. Ülkemiz AB üyelik sürecinde hukuk sistemini de revize ederse bu sigortaların daha ilerlediğini göreceğiz.

Hukuk konusuna girmişken, Sigortacılık Kanunu en sonunda çıktı, sektöre etkisi nasıl olacak sizce?
Her şeyden önce sektörde çalışan bir yönetici olarak, “Bizim sektörümüzün yasası yoktur” demekten utanıyordum. Bir kere çok derli toplu bir kanun çıktı. Üzücü tarafı bu kadar geç çıkması oldu. Ama sonuçta elimizde bir yasa var. Kanun ana hatları belirleyen bir yapıttır. Bunun ince ayarları yönetmeliklerle oluşacaktır. Dolayısıyla yönetmelikleri görmeden fikir yürütmek çok sağlıklı değil. Yönetmeliklerle birlikte değerlendirildiğinde sektörümüzü ileriye taşıyacak bir yasa olacağına inanıyorum. Son anda eklenen bazı maddelerle ilgili sektörün sıkıntıları olabilir, ama bunu da çok büyütmemek lazımdır.

Sözleşmede belirtilmeyen konuların güvence kapsamı içinde sayılacağı hükmü sıkıntı yaratacak sanırım.
Evet, bu dünya sigortacılığında yeri olan bir uygulama değil. “All risks” sigortalarında bile bu tür bir uygulama yoktur. Zira sigorta her zaman için ani, beklenmedik, dışarıdan gelen bir etki neticesinde meydana gelen zararı tazmin eder. Eminim, bunu son anda kanuna ekleten sayın milletvekili de bu tür ayrıntıları düşünmemiştir. Bu konuyu çok da büyütmememiz gerekir, sonuçta sağduyu hâkim olacaktır ve bir konsensüse ulaşılacaktır diye düşünüyorum. Onun haricinde kanun ana hatlarıyla iyi bir adım olarak nitelenebilir.

Dağıtım ağınızın çalışmalarına ilişkin bilgi verir misiniz? Yapı Kredi Bankası’nın önemli bir rolü var mı?
Yapı Kredi Sigorta, sigortacılığın her dalında var olan bir sigorta şirketidir. Biz belli ürünleri ağırlıklı olan, belli yörelerde çalışan bir şirket değiliz. Ürün yelpazemizde satılabilen her tür sigortacılık ürünü vardır. Satış kanalı olarak baktığımızda da çok iyi bir acente grubuna sahibiz. Uzun yıllardan bu yana birlikte çalıştığımız bir acente yapımız var. İkincisi, Yapı Kredi Bankası piyasanın en büyük bankalarından biridir. Bizim için çok önemli bir üretim kaynağıdır. Bir de bizim diğer sigorta şirketlerinden farklı olarak, bünyemizde bulundurduğumuz gerek elemanter sigortalarda, gerek sağlık sigortasında direkt satış örgütümüz var. Toplam 350 kişilik bir satış ordumuz var. Biz böyle etrafımıza duvarlar çekmiş bir şirket değiliz. Özellikle acentelere yönelik hep yapıcı tutumumuz vardır. Önümüzdeki dönemde banka kanalını daha etkili kullanma isteğimiz var. Yapı Kredi Bankası’nın hedefleri çok çok büyük. Dört yıl içinde bin şubeyi geçecek bir satış ağına sahip olmayı hedefliyor. Dolayısıyla bizim de bunun paralelinde sigorta hizmetini o şubeler aracılığıyla yapılandırmamız gerekli. Bunun önlemlerini almaya başladık. Direkt satış kadromuzu bu yıl sonu itibarıyla 50 kişi arttırıyoruz. Gelecek yıl buna 80 kişi daha ekleyeceğiz.

Sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında düzenlediğiniz Afife Tiyatro Ödülleri’nin manevi getirisi sizi tatmin ediyor mu?
Bu yıl 11’incisini düzenledik Afife Tiyatro Ödülleri’nin. İlk başladığımız noktaya göre gerçekten çok gelişmiş bir ödül sistemi sağlandı Türk tiyatrosuna. Bu çerçevede objektif, ince ayarları iyi yapılmış ve herkes tarafından genel kabul görmüş bir ödül sistemini yıllardır sürdürüyoruz ve inşallah bundan sonra da sürdüreceğiz. Bu önemli bir sosyal sorumluluk projesi. Benzeri ödül sistemlerinden farklı olduğu için Afife genel kabul görüyor. Şirketimizin manevi yararı açısından baktığımızda biz çalışanlarımızla, sigortalılarımızla, acentelerimizle, bankamızla çok büyük bir grubuz. Tüm çevreler bizim böyle bir sosyal sorumluluk projesinde aktif olarak yer aldığımızı görüyorlar ve başarısının da farkındalar. Dolayısıyla bize çok olumlu katkılarının olduğuna inanıyorum. Bunun için ayrılan bütçe de sanıldığı kadar büyük rakamlardan oluşmuyor. Daha çok altyapı çalışmaları ve bir yıl önceden başlayan organizasyon çalışmaları büyük bir emek gerektiriyor. Harcananların yanında bizim çok önemli bir manevi desteğimiz var. Ben çok yararlı olduğuna inanıyorum. Sigortalılarımızdan, acentelerimizden gelen görüşler de çok doğru yolda olduğumuzu ve takdir edildiğimizi gösteriyor.

Şirketin tanınırlığının artmasına da katkısı oluyor mu?
Tabi ki oluyor. Afife Ödülleri’nin gerek yazılı basında, gerek televizyonlarda törenden bir ay önce başlayarak ve sanat camiasındaki tartışmaların da etkisiyle tören sonrası bir ay olmak üzere iki hatta üç aya varan sürede gündemde kalması, organizasyonun sahibi Yapı Kredi Sigorta olarak bizim de aynı şekilde gündemde olmamızı sağlıyor. Sadece bu açıdan bakıldığında bile önemli bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.




Günü kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışanlar sigortalılara zarar veriyor (Referans Gazetesi)

Günü kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışanlar sigortalılara zarar veriyor
Referans Gazetesi - 21 Kasım 2007

MURAT GÜVENEL - YAPI KREDİ SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ

Murat Güvenel, fiyat standardı oturtmamış, sadece günü kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışan ve sektörün de olumsuz yönde etkilenmesine neden olan şirketlerin kişilerin de zarara uğramasına yol açtığını söyledi.

"2006 yılında sadece sigorta şirketlerinin gelirlerinden tahakkuk eden vergi 80 milyon YTL’nin üzerindedir. Türk sigorta sektörü, bankacılıkla beraber Avrupa normlarına en yakın standartlarda çalışan, bu normlarla regüle edilen, sermaye yeterliliği gibi kriterlere tabi olan, bu sebeplerle güvenilir ve güçlü bir sektör olarak yoluna devam etmektedir."

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, bir fiyat standardı oturtmamış, sadece günü kurtarmak adına geçici karlılık elde etmeye çalışan ve sektörün de olumsuz yönde etkilenmesine neden olan şirketlerin, maalesef kişilerin de zarara uğramasına neden olduğunu söyledi. Murat Güvenel, bu olumsuzlukların giderilmesi ile sigortalı ile sigortacı arasında güven sorununun ortadan kalkacağına da dikkat çekerek, sorularımızı şöyle yanıtladı:

2007’nin sonuna geliyoruz, sigorta sektörü 2007 yılını nasıl geçirdi, bir değerlendirmesini yapar mısınız?
Sigorta sektörünün geçmiş yıllardaki performansını değerlendirdiğimizde genel olarak ekonomiye paralel bir seyir izlediğini gözlemekteyiz. Yılın ilk 6 ayında ekonomide önemli bir değişim yaşanmadığı öngörüsünden yola çıkarak sigorta sektörünün de mevcut seyrini devam ettirmesini beklemekteyiz. Yapılan yasal düzenlemelerin sigorta sektörüne etkilerini önümüzdeki dönemde yaşacağız.

Sigorta sektöründe önümüzdeki dönemde poliçe satıp, prim üretmekten daha çok hasar yönetiminin ağırlık kazanacağı görüşü hakim... Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
Hasar yönetimi denilince deneyim ve yeterlilik ön plana çıkmaktadır. Hasarı değerlendirecek ve yönlendirecek personelin yeterliliği, konusundaki uzmanlığı, deneyimi, hasara yaklaşımı sonucu belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Personelin Türkiye ve dünyada piyasa koşullarındaki değişim ve gelişmelerden haberdar olup işini yaparken bunlardan yararlanması gerekmektedir. Bu amaçla, personele verilecek yurt içi-yurt dışı teknik ve davranış eğitimlerinin devamlı hale getirilmesi, personelin kendisini sürekli geliştirmesinin sağlanması gerekmektedir.

Aynı şekilde hasarın tespitinde görev yapan eksperlerin konularında yetkin ve tecrübeli kişiler olması, sigortacılığı ve teknik konuları bilmesi, ayrıca sigortalının ve sigortacının haklarını koruyarak doğru sonucu ortaya koyabilmesi gerekmektedir. Şirketler yukarıdaki özelliklere sahip yeterli sayıda eksperle çalışmalı ve karşılıklı iletişimi sağlayabilmelidir.

Günümüz koşullarında sigorta sahtekarlıklarının ve haksız hasar taleplerinin önüne geçilmesi de önem kazanmıştır. Ancak, haksız talepleri önlemeye çalışırken sigortalıların haklarının da korunması gerekmektedir. Bunun için iyi bir istihbarat (araştırma) biriminin oluşturulması kısa sürede hak sahibine hakkının teslim edilmesi yerine getirilmesi gereken önemli bir görevdir. Doğal olarak tüm bu birikim ve yaklaşımların iyi bir teknik ve program alt yapısı ile desteklenmesi şarttır. Bölgeler ve branşlar bazında alınacak istatistiklerle çalışmalar yönlendirilmelidir, aksi takdirde istenilen sonucu almak mümkün olmayacaktır.

Hasar yönetiminde hız, müşteri memnuniyetinde ürün yeterliliği ve fiyatı kadar ön planda olan bir unsurdur. Hasar sürecinin hız kazanması, diğer pek çok sektörde olduğu gibi teknolojik alt yapı ile ilintilidir. Şirketlerin alt yapılarının güçlendirilmesinin yanı sıra, yasal mevzuat ve uygulamaların da süratle teknolojiye ayak uydurması önem taşımaktadır. E-devlet ve e-bankacılık uygulamalarının yaygınlaşması, hasar süreçlerinde hukuki gerekliliklerin getirdiği kısıtları süratle aşmada yardımcı olacaktır.

2007’nin en önemli gelişmesi, yıllardır beklenen Sigortacılık Kanunu’nun yürürlüğe girmesi. Kanunu nasıl buldunuz?
Uzun yıllardır sektörümüzün en önemli beklentileri arasında yer alan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda; sigorta ve reasürans şirketlerinin kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme ve tasfiyeleri ile denetlenmesi esasları düzenlenmekte, sigorta şirketlerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve sigortalılara daha iyi hizmet verilmesi benimsenmektedir. Ayrıca, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi getirilmektedir. Bu kapsam doğrultusunda yasanın sektör içi düzenlemeler konusunda önemli rol oynaması beklenmektedir.

Kanunu, bir milat olarak nitelendirebilir miyiz?
Sigortacılık Kanunu’nu yeni bir alanda ve bugüne kadar hiçbir mevzuatı bulunmayan bir konuda yapılan bir düzenleme olarak nitelendirmek yanlış olur. Daha önce 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ve bu kanuna dayanak yapılarak çıkartılan yönetmelikler ile sigortacılık faaliyetleri düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 7397 sayılı SMK’nın bazı maddelerini değiştiren kanun hükmünde kararnameyi iptal etmesi ile kanun ve yönetmeliklerin kanuni dayanağı ortadan kalmış, hukuki bir boşluk oluşmuştu. Bu kanuni boşluk yeni yasa ile yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, yeni yasa AB sürecindeki sigorta sektörünü tüm bileşenleriyle ele alan ilk kanun olma özelliğine sahiptir.

Kanunun en temel etkileri neler olacak?
Sektörün gelişiminde önemli bir eksikliği giderecek Sigortacılık Kanunu’nun en temel etkilerini şöyle sıralayabiliriz: Tahkim sistemi, cezai müeyyideler ve sıkı denetim mekanizmaları ile sektöre disiplin getirecek, dolayısıyla da sektörün müşteri memnuniyeti oranı yükselecektir. Getirdiği mali düzenle rasyonel olmayan fiyat rekabetini ortadan kaldıracak, dolayısıyla şirketlerin zarar ve iflas etmelerini önleyecek. Yasa kapsamında kurulan çeşitli komitelerle sektördeki eğitim seviyesi ve uzmanlaşma artacak.

Evet Sigortacılık Kanunu çıktı, sektör gelişiyor ama halen sektöre yönelik bir güven sorunu yaşanıyor...
Bir fiyat standardı oturtmamış, sadece günü kurtarmak adına geçici karlılık elde etmeye çalışan ve sektörün de olumsuz yönde etkilenmesine neden olan şirketler, maalesef kişilerinde zarara uğramasına neden oluyor. Bu saydığımız olumsuzlukların giderilmesi ile sigortalı ile sigortacı arasında güven sorununun ortadan kalkacağına inanıyoruz. Yapı Kredi Sigorta gibi, sektör ve ürünler hakkında daha donanımlı acente ve satış ekibi ile çalışıyor olmak bu güveni daha da sağlamlaştırıyor düşüncesindeyiz.

Sigorta sektörü ekonomiye fon yaratabiliyor mu?
Sigorta sektörü özellikle bireysel emeklilik ve hayat sigortası kanallarıyla yüksek bir fon yaratma kapasitesine sahiptir. Uzun vadeli yatırım stratejileri ile emeklilik fonları finansal sisteme yaptıkları katkılar ile tüm gelişmiş ülke ekonomilerinde olduğu gibi ülkemizde de önemli bir rol üstlenmeye başlamışlardır. Hayat dışı sigorta sektörünün de belki günlük hayat içerisinde çok farkedilmeyen, oluşan hasarların ödenmesi, eğer uygun poliçe alınmışsa müşterilerin hasar sebebiyle oluşan kar kayıplarının bile telafi edilmesi suretiyle ticari faaliyetin sürdürülmesine olan önemli bir katkısı bulunmaktadır.

Bu söylediklerinizi rakamlarla da açar mısınız?
2006 sene sonu itibariyle sektörün aktif büyüklüğü, 2005 yılına göre yüzde 20 oranında artarak 17.276 milyon YTL’ye, özkaynak büyüklüğü ise; yüzde 4 oranında artarak 5.043 milyon YTL’ye ulaşmıştır. 2006 sene sonu itibariyle aktif karlılığı yüzde 1.33, özkaynak getirisi ise; yüzde 4.57 oranlarındadır. Sigorta sektörü birkaç yıldır Türkiye’deki büyümenin üzerinde bir büyüme trendi yakalamış ve önümüzdeki dönemde de bunu devam etmesi beklenmektedir.

2006 yılında sadece sigorta şirketlerinin gelirlerinden tahakkuk eden vergi 80 milyon YTL’nin üzerindedir. Türk sigorta sektörü, bankacılıkla beraber Avrupa normlarına en yakın standartlarda çalışan, bu normlarla regüle edilen, sermaye yeterliliği gibi kriterlere tabi olan, bu sebeplerle güvenilir ve güçlü bir sektör olarak yoluna devam etmektedir.

Sigorta şirketlerinde 2006 yılında toplam 13.550 kişi istihdam edilmiştir. Bu toplam personelin yaklaşık yüzde 80’i yüksek eğitim, yüzde 20’si de lise ve daha alt seviyedeki eğitimli personelden oluşmaktadır. Türkiye’de sayıları 15.000’in üzerinde olan acentelerde çalışanlar da dikkate alındığında sektörün istihdama katkısı daha anlamlı bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Türkiye’de son dönemde ihracatın yıldızı parlıyor. 100 milyar dolarlık bir hacme ulaşıldı. Size göre sigorta sektörü bu ihracattaki başarı tablosunda yer alabiliyorlar mı?
Ekonominin gelişmesine olan katkısı son derece önemli olan sigorta sektörü, bu konuda da girişimcilerimize destek olmaktadır. Son on yıllık dönemde ihracat hacminin artmasına paralel olarak İhracat Kredi Sigortaları geliştirilmiş ve bu sayede ihracatçılara bilgi ve güvence desteği sağlanması amaçlanmıştır. 15 Haziran 2000’de yürürlüğe giren İhracat Kredi Sigortası Genel Şartları ile ihracatçıya sağlanacak güvencenin içeriği mevzuat ile desteklenmiştir.

Söz konusu genel şartlar uyarınca; bu sigorta ile, kredili ihracat işlemlerinde alıcının iflas etmesi, tüzel kişi olması halinde, borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması, borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafından tüm alacaklıları bağlayan kısıtlayıcı bir karar alınması, hakkında yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması, borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması, borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer haller sonucu ihracatçı konumundaki sigortalının yaptığı ihracat bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararlar teminat altına alınmaktadır. Aralarında Yapı Kredi Sigorta’nın da bulunduğu önde gelen birkaç sigorta şirketi bu ürünün lisansına sahiptir.

İhracatçılarımıza, taşıma ve depolama süreçlerindeki risklere karşı sigorta güvencesi sağlayan nakliyat branşında ise ihracat hacminde yaşanan artışa doğru orantılı bir sigorta prim hacmi artışı yaşanmadığı gözlemlenmektedir. Bu durumun sebebi, FOB/EXW gibi sorumluluğun limanda veya işyerinde ithalatçı firmaya geçtiği taşıma şekillerinde nakliyat sigortasının ithalatçı firma tarafından yurtdışından sağlanması olarak özetlenebilir.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE FİYAT ARTIŞI OLACAK
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, sigortacılıkta önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri hakkında da şunları söyledi: "Ertelenen ve yeniden gündeme gelecek olan Genel Sağlık Sigortası sağlık branşını, mortgage ile ilgili kanunun yasalaşması ise sağlık dışı branşları hem yeni ürünler, hem prim hacmi, hem de yeni dağıtım yapıları açısından etkileyecektir. Karlılığın ön plana çıkmasıyla özellikle zarar edilen branş ve ürünlerde genel bir fiyat artış trendi bekliyoruz. Özellikle kaskoda fiyata dayalı rekabetin biraz daha yumuşayacağını, yerini ürün, hizmet ve dağıtıma dayalı rekabete bırakacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla tüm sigorta şirketleri bu konuda gereken önlemleri piyasa şartları çerçevesinde almalıdır. Öncelikli önlem, zararın engellenmesi konusunda sigorta şirketlerinin rasyonel hareket etmesi ve sigortalıların bilinçlendirilmesi yönünde olmalıdır. Bu çerçevede sektör açısından büyüme kaçınılmaz olacaktır. "

AB’yi yakalamak için milli gelir artmalı (Milliyet Gazetesi)

AB’yi yakalamak için milli gelir artmalı
Milliyet Gazetesi - 30 Kasım 2007

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, "Sektörün Fransa gibi gelişmiş ülkelerle aynı çizgiye gelmesi için milli gelirin artmalı, sigorta bilinci gelişmeli" dedi

Sigorta sektörü son beş yıldır ekonomideki büyümenin üzerinde bir seyir izliyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, sektördeki büyüme potansiyeli ve gelişiminin dünya tarafından görüldüğüne dikkat çekerek, "Sektörümüzdeki hızlı gelişme ve potansiyelin göstergesi, bugüne değil, geleceğe yönelik yatırım yapmak için ülkemize gelen yabancı sermayedir" dedi.

Yabancı sermayeyle sektörün bilgi ve birikim kazanmanın yanı sıra sermaye yetersizliği konusunda da rahatlayacağını kaydeden Güvenel şunları söyledi:

"Bundan bir kaç yıl önce mevzuat eksikliği, geçmişteki ekonomik istikrarsızlık dönemlerinden kaynaklanan gelir dağılımı dengesizliği/milli gelir yetersizliği ve ülkemizde sigorta bilincinin yeterli olmaması sektörün en önemli sorunlarıydı. Geçen yıl bu anlamda sektörün en önemli eksikliklerinden biri olan Sigortacılık Yasası tamamlandı.

Bunlar sektör adına iyimser bir tablo çizmekle birlikte, Fransa gibi Avrupa ve dünyanın sigortacılık alanında gelişmiş ülkeleriyle aynı çizgiye gelebilmemiz öncelikle 'milli gelir-gelir dağılımı ve sigortalılık bilinci' olmak üzere bazı temel sorunlarımızın çözümüyle mümkün. Bu da sektörümüzden çok ülke ekonomisindeki gelişmeyle ilişkilidir."

Tahkim sistemi geliyor

Sigortacılık Yasası'nı değerlendiren Güvenel, yasanın sektör içi düzenlemeler konusunda önemli rol oynayacağını dile getirdi.

Güvenel, "Kanun sigorta ve reasürans şirketlerinin kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme ve tasfiyeleriyle denetlenmesi esaslarını düzenliyor. Sigorta şirketlerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve sigortalılara daha iyi hizmet verilmesi benimseniyor. Ayrıca, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi getiriliyor" diye konuştu.

Yasanın etkileri

Yeni yasanın AB sürecindeki sigorta sektörünü tüm bileşenleriyle ele alan ilk kanun olma özelliğine sahip olduğunu kaydeden Murat Güvenel kanunun en temel etkilerini şöyle sıraladı:

  • Tahkim sistemi, cezai müeyyideler ve sıkı denetim mekanizmaları ile sektöre disiplin getirecek, dolayısıyla da sektörün müşteri memnuniyeti oranı yükselecektir.
  • Getirdiği mali düzenle rasyonel olmayan fiyat rekabetini ortadan kaldıracak, dolayısıyla şirketlerin zarar ve iflas etmelerini önleyecek.
  • Yasa kapsamında kurulan çeşitli komitelerle sektördeki eğitim seviyesi ve uzmanlaşma artacak.

Mühendislik branşı yüzde 34 büyüdü

Yapı Kredi Sigorta, ilk 9 ayda prim üretiminde en büyük artışı yüzde 34 ile mühendislik branşında, yüzde 15 ile sağlık branşında gerçekleştirdi. Genel Müdür Güvenel, genel olarak Yapı Kredi Sigorta'nın ilk 9 ayı hem prim üretimi, hem de kârlılık açısından dengeli bir performansla tamamladığını söyledi. Güvenel, "Şirketimiz ilk 9 ayda olduğu gibi son çeyrekte de kârlılığı göz önünde bulunduran politikasını sürdürüyor" dedi.

Sağlık sigortası, tüm gelir gruplarına birçok alternatif sunuyor (Hürriyet Gazetesi)

Sağlık sigortası, tüm gelir gruplarına birçok alternatif sunuyor
Hürriyet Gazetesi - 11 Aralık 2007

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, özel sağlık sigortalarının, tüm gelir gruplarına yönelik, değişik kapsamlarda birçok alternatif sunduğunu kaydetti.

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, özel sağlık sigortalarının tüm gelir gruplarına yönelik, değişik kapsamlarda birçok alternatif sunduğunu söyledi. Murat Güvenel, Türkiye'de özel sağlık sigortalarının primlerinin yüksek ve belli bir gelir grubuna yönelik olduğu izleniminin ağırlık taşıdığına değinerek, "Oysa özel sağlık sigortaları, tüm gelir gruplarına yönelik, değişik kapsamlarda birçok alternatif sunmaktadır. Ayrıca, özel sağlık sigortalarının ürün, hizmet kapsamı ve uygulamaları konusundaki bilinirliğinin düşük olması, özel sağlık sigortalarının gelişmesini de engellemektedir" dedi.

Murat Güvenel, bu konuda kişilerin bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların yoğunlaşmasının, özel sağlık sigortasının yaygınlaşmasında etkili olacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki dönemde Genel Sağlık Sigortası uygulamalarıyla birlikte sağlık sigortalarında gelişmeler yaşanması beklenmektedir. Ayrıca şirketimizin sektöre yön verme özelliği doğrultusunda, sağlık sigortalarının daha fazla kişiye ulaştırılması yönünde basit, anlaşılır, uygun primlerle sunulan yeni ürün çalışmaları yapılmakta, ilgi ve katılımı artırmayı hedefleyen kampanyalar organize edilmekte, satış kanalları artırılmakta, böylece sağlık sigortası kavramı ve anlayışının genele yaygınlaştırılması hedeflenmektedir."

Yüzde 60'ı kurumsal katılımcı
Murat Güvenel, sağlık sigortacılığının gelişimi hakkında da bilgi vererek, özel sağlık sigortalarının ülkemizde ifade edilmeye başladığı yılların 1980'ler olduğunu kaydetti. "Ancak, branşın büyümesi açısından değerlendirildiğinde 1990'lı yılları başlangıç saymamız daha doğru olacaktır" diyen Güvenel, Türkiye'deki özel sağlık sigortalı sayısının yaklaşık yüzde 60'ını kurumsal katılımlar, yani grup sigortalarının oluşturduğuna dikkat çekti. Güvenel, "Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin yayınladığı bilgiler doğrultusunda 2006 yılı sonunda Türkiye'de seyahat sigortaları hariç 1 milyon 186 bin 333 kişi özel sağlık sigortası yaptırmıştır. Bu özel sağlık sigortalıların 447 bin 877'si bireysel, kalanı kurumsaldır" şeklinde konuştu.

Murat Güvenel, Yapı Kredi Sigorta olarak 2006 yılı sonu itibariyle yüzde 29.3 pazar payıyla sektör lideri olduklarını; bireysel sağlık sigortalılarına, kurumsal sigortalı sayısının da eklenmesi ile toplam sağlık sigortalı sayısının 217 bin 216'ya yükseldiğini belirterek, "Şirketimiz sağlık prim üretiminde de yüzde 23.4 pazar payıyla 2006 yılını sektör lideri olarak tamamlamıştır. İçinde bulunduğumuz 2007 yılının ilk 9 ayında yüzde 15'e ulaştığını dikkate aldığımızda, şirketimizin sağlık sigortası prim üretiminde bu yıl da büyümesini sürdürdüğü görülmektedir" dedi.

ÖZEL SAĞLIK SİGORTASI YAPTIRIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ

Poliçe teminat limitlerinin ihtiyaca yönelik belirlenmesi:
Sağlık poliçesinin hangi teminat limitleri çerçevesinde geçerli olacağı alışkanlıklar ve ihtiyaçlar doğrultusunda değerlendirilerek, kullanım kolaylığı sağlayacak şekilde belirlenmelidir. Poliçe limitlerinin ihtiyacın çok üzerinde seçilmesi poliçe priminin artmasına neden olabilecek, limitlerin herhangi bir sağlık sorununda beklentileri kapsayacak şekilde belirlenmesi sigortalı mağduriyetini ortadan kaldıracaktır.

Poliçe alternatiflerinin incelenerek, doğru ürünün seçilmesi ve poliçe teminat kapsamının detaylı olarak değerlendirilmesi: Poliçenin hangi durumlarda devrede olacağı ve sınırları (yatarak ve ayakta tedavi) değerlendirilmeli, ilgili konularda şirketler arasındaki uygulama farklılıkları incelenerek, avantajlı yönler tespit edilmeli. Örneğin; risk/kullanım ek primi, muafiyet, yenileme garantisi uygulamaları, anlaşmalı/anlaşmasız kurum uygulamaları gibi... Poliçe kullanımını kolaylaştıran hizmetler de (aile hekimliği, acil tıbbi danışma hattı, Telemed24 kartı gibi...) değerlendirilmeli, bilinçli olarak ürün tercihi yapılmalıdır.

Poliçeler sadece primleri ile değerlendirilmemeli, içeriği doğru belirlenmeli: Dar kapsamlı daha ucuz bir poliçe, oluşabilecek sağlık sorununda ihtiyacı karşılama konusunda yetersiz kalabilecektir. Bu durumda sigortalıya düşecek pay daha yüksek olacaktır. Bu nedenle ihtiyaca yönelik teminat limiti ve kapsamında belirlemiş bir poliçe için ödenecek prim, yetersiz kapsamda daha uygun bir primle alınan bir poliçeden ucuz olacaktır.

Poliçe satın alınan şirketin hizmet noktalarının yaygınlığı ve kalitesi incelenmeli: Anlaşmalı sağlık kurumu, doktor, eczane konusundaki hizmet noktalarının yaygınlığının ve kalitesinin sorgulanması poliçe kullanımını kolaylaştıracaktır.

Poliçe primleri hazırlanan ödeme planına uygun olarak ödenmeli: Ödeme planında yaşanan sapmalar, poliçe teminatlarının bu dönemlerde geçerli olmamasına (temerrüd, dondurma olarak tanımlanıyor) neden olmakta ve bu tarihlerde oluşan hasar ödemelerinde sorun yaşanabilmektedir. Bu nedenle ödeme planının poliçe yaptırma aşamasında doğru belirlenmesi önem taşımaktadır.

Poliçe kullanımını kolaylaştıran uygulamaların sorgulanması: Müşteri iletişim merkezi, acil danışma hatları ve acil durumlarda gerekli hizmetlerin (assist, ambulans vb) sorgulanması poliçenin daha efektif kullanımını sağlamaktadır.

2007 yılının en beğenilen ikinci sigorta şirketi: Yapı Kredi Sigorta (Capital)

2007 yılının en beğenilen ikinci sigorta şirketi: Yapı Kredi Sigorta
Capital - Aralık 2007

2007 yılının en beğenilen ikinci sigorta şirketi: Yapı Kredi Sigorta

Türkiye'nin en beğenilen şirketleriTürkiye’nin en saygın ekonomi yayınlarından biri olan Capital tarafından her yıl düzenlenen “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” araştırması sonuçlandı. Bu yıl da, katılan şirketlerin yönetim politikaları, çalışanlarına yaptıkları yatırım, marka olarak üstlendikleri sorumlulukları hizmetlerine yansıtmadaki başarıları araştırmada sıralamanın belirleyicileri oldu.

İş dünyasının kendisini değerlendirdiği ve kurumsal bakış sayılan bu çalışmanın Kasım ayında açıklanan sonuçlarına göre, Yapı Kredi Sigorta 2007 yılının sigorta sektörünün en beğenilen şirketleri sıralamasında ikinci sırada yerini aldı.

"Türkiye'nin En Beğenilen Şirketleri" araştırmasına katılan yönetici profiline göre üst düzey yönetici oranı bu yıl % 22,3 olarak gerçekleşti. Üst düzey yöneticilerin açılımına bakıldığında %9,3'ü genel müdür, %6,4'ü genel müdür yardımcısı, %2,8'i yönetim kurulu üyesi, %2,4'ü başkan ve başkan yardımcısı, %1,4'ü ortak ve sahip pozisyonundaki üst düzey yetkililerden oluştuğu görülmüştür.

Birinciliği Anadolu Sigorta ve Koç Allianz’ın paylaştığı ve üçüncülüğü ise Ak Sigorta’nın aldığı bu çalışmanın değerlendirmesinin, bizzat sigorta sektöründe yer alan yöneticiler tarafından yapılmış olması Yapı Kredi Sigorta’nın sektör içindeki konumu açısından önem teşkil etmektedir.

50 yılı aşkın süredir en yeni ürünler ve en iyi hizmetlerle müşterilerinin yanında olan Yapı Kredi Sigorta olarak, bu çalışmada yer alan herkese teşekkür ederiz.

Kendimize güveniyoruz, pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıkları da teminat altına alıyoruz (Referans Gazetesi)

Kendimize güveniyoruz, pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıkları da teminat altına alıyoruz
Referans Gazetesi - 2 Mayıs 2008

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü, Murat Güvenel, sağlık sigortasında büyük harcama gerektiren hastalıklardaki uygulamalar ile fark yarattıklarını belirterek, ‘ Pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıkları teminat altına alıyoruz’ diyor.

Geçenlerde Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel ile sohbet ediyoruz. Sohbetin ana konusu sağlık sigortası. Çünkü özel sağlık sigortası, sigorta sektörü içinde ilginç bir branş. Nedir ilginçliği diyeceksiniz... Mesela, 2006 yılı sonunda sigortacılar bu branşta 16.8 milyon YTL zarar ederken, 2007 yılı sonunda bu zararı 6.4 milyon YTL kara geçirdiler. Aynı zamanda da geçen yıl yüzde 24’lük büyüme oranı ile tarım sigortasından sonra sektörün en fazla büyüyen branşı, sağlık sigortası.

Yapı Kredi Sigorta ise yüzde 22 pazar payı ile özel sağlık sigortalarında sektörün lideri konumunda. Bu branştaki teknik karlılığı ise 2007 yılı itibariyle 19.8 milyon YTL.


Sohbetimiz sırasında Murat Güvenel’e zarar edilen bir branşta nasıl kar ettiklerini soruyorum... Güvenel, sağlık sigortalarında prim üretiminin ve dengeli portföyün en büyük kaynağının bireysel sağlık sigortaları olduğunu söylüyor. Nitekim, Yapı Kredi Sigorta’nın sağlık portföyünde bireysel sigortalıların payı yüzde 58.

250 kişilik direkt satış ekibi kurduk

Murat Güvenel, “Uzun yıllardır birlikte çalıştığımız uzmanlaşmış acentelerimiz, çeşitli kampanyalarla çok etkin kullandığımız Yapı Kredi şube ağı, bireysel sağlık sigortalarındaki ürünlerimizin çeşitliliği ve üstünlüğü ile bu portföy oluşturulmuştur” şeklinde konuşuyor.

Yapı Kredi Sigorta’nın sağlık sigortasına hem bu kadar ağırlık vermesi, hem de sektörde ilk sırada gelmesinin bir nedeni de kurduğu 250 kişilik direkt satış ekibi. Bu özelliği ile de Yapı Kredi, uzman acente ağının yanısıra sektörde böyle geniş satış ekibine sahip tek şirket.

Primin düşük olması kriter değil

Murat Güvenel, tutarlı olmaya ve sigortalının sağlık sigortasına inancını artırmaya özel önem verdiklerini de belirtiyor ve şunları söylüyor: “Kısa vadeli yaklaşımların, sadece o yılki prim üretimini arttırmak üzere yürütülen stratejilerin, orta vadede en fazla sigortalı aleyhine olacağı, özel sağlık sigortası sektörüne olan inancı azaltacağı açıktır. Örneğin, geçmiş yıllarda çok düşük primlerle sadece yatarak tedavileri kapsayan sağlık sigortası satışı ilanlarını belki başlangıçta pek çok kişi çok cazip buldu. Ancak yenilemede iki-üç katına çıkabilen fiyat farkları eminiz bu sigortalıları sağlık sigortalarından uzaklaştırmıştır.”

Sohbetimiz sırasında Murat Güvenel ile sağlık sigortalarındaki sorunları da konuştuk. Güvenel’e göre en önemli sorun, haksız rekabet. Rekabetin haksız olduğu durumda ise hem fiyatın hem de uygulamalar ve yaklaşımların sektöre zarar verdiği inancında, Güvenel.

“Bireysel sağlık sigortalarında fiyat rekabeti olsa bile sigortalının ödediği primi ve aldığı hizmeti değerlendirmesi daha kolay olup, buna göre şirket seçmesi mümkündür. Ancak burada sigortalının bilinçlendirilmesi çok önemlidir” diyor Murat Güvenel ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“İlk defa sağlık sigortası yaptıracak kişinin sadece ilk yılki fiyatı değil, büyük maliyetler doğurabilecek hastalıklardaki koşulları, yenilemede uygulanabilecek fiyatları, yenileme garantisi koşullarını değerlendirmesi çok önemlidir. Primi çok düşük olduğu için seçilen bazı bireysel sağlık poliçelerinde, önemli bir hastalık çıktıktan sonra yenilemede bu hastalığın teminat dışı bırakıldığı, ek prim yapıldığı durumlar söz konusudur. Şu da önemlidir ki, bireysel sağlık sigortalarında şirket seçimi en başta doğru olarak yapılmalıdır. Aksi durumda risk oluştuktan sonra şirket değişikliği yapmak sigortalının aleyhine olabilmektedir.”

Büyük harcama gerektiren hastalıklar

Bu aşamada Murat Güvenel, ürünlerine güvendiklerini ve büyük harcama gerektiren hastalıklardaki uygulamalar ile fark yarattıklarını ifade ediyor. Yapı Kredi Sigorta’dan yenileme garantisi alınmamış olsa bile, sigortalılık döneminde çıkan teminat kapsamındaki hastalıklar için yenilemede ek prim yapılmadığını, kısıt konulmadığını vurguluyor Güvenel ve “Benzer şekilde şirketimizin yenileme garantisi uygulamaları da diğer örneklerine göre oldukça farklıdır ve verilen taahhüdün yanı sıra pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıklar teminat altına alınmaktadır” diyor.

Sohbetin sonunda, Murat Güvenel, kurumsal sağlık sigortalarına da değiniyor... Rekabetin bu alanda hem daha büyük çapta hem de daha büyük zararlar doğurucu nitelikte olabildiğine dikkat çekiyor. Şirketlerin, bir kısmının verdiği tekliflerde büyük zararlar oluşacağını daha başta kabul ettiklerini savunan Güvenel, “Ancak bu durum uzun süre sürdürülemeyeceği için, birkaç sene içinde sigortalı firma bütçelenmemiş çok yüksek primler ile karşılaşabilmektedir. Tabii sonuç ya sigorta şirket değişikliği, ya çalışanlara verilen teminatların kısıtlanması ya da böyle bir güvenceden tamamen vazgeçilmesi olmaktadır” diye sözlerine ekliyor.

Ekonomik durgunlukla sigortada taksit sayısı arttı, fiyat rekabeti kızıştı (Radikal Gazetesi)

Ekonomik durgunlukla sigortada taksit sayısı arttı, fiyat rekabeti kızıştı
Radikal Gazetesi - 11 Mayıs 2008

Ekonomik durgunluğun sigorta sektörüne yansımasının altı ay ile bir yılı bulduğunu söyleyen Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Güvenel, ‘Ancak son aylarda tahsilatta zorlanma, taksit sayısında artış, fiyatlarda ise gerileme yaşanıyor’ dedi.

Sigorta sektörünün ekonomik durgunluktan birebir etkilendiğini vurgulayan Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, buna karşı geçmiş dönemlere baktığımızda sektöre bunun yansımasının altı ay ile bir yıl arasında olduğunu söyledi. Son aylarda sektörde prim ödeme sürelerinde uzama tahsilatta zorlanma ve ödemeleri kolaylaştırmak adına taksit sayısında ise ciddi oranda artış eğilimi yaşandığını vurgulayan Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, her zaman yaşanan fiyat rekabetinin 2007 yılına göre yine arttığını vurgulayarak ekonomik durgunluğun sektöre olan etkileri hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:


Durgunluğun etkisi bir yılda çıkar: “Ekonomik durgunluk kişi ve kurumları sigorta edilmemiş sermaye tutmaya zorlamakta, başta vergi ve sigorta primlerini ödeme güçlüğü getirmekte. Hayat dışı sigorta sektörü, yapısı itibariyle ekonomik ve siyasi belirsizliklerden hemen etkilenmemektedir. Sektörümüzde bu tür dönemlerin etkisi en az 6-8 ay, hatta zaman zaman bir yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla olumsuz bir tablo çizmek için henüz çok erken. Ayrıca sektörümüzün ilk üç aylık rakamları resmi olarak açıklanmamakla birlikte, yüzde 14 civarında bir büyüme yaşanması beklenmektedir. 2007 yılında sektörün cari olarak yüzde 16 büyüdüğü gözönüne alındığında çok hissedilir bir etkiden söz edilemez.

Türk insanı ilk sigortadan vazgeçiyor: Doğal olarak dünyada yaşanan ekonomik durgunluğun Türkiye’deki pek çok sektör gibi sektörümüzü de olumsuz etkilemesi beklenir. En azından kişi ve kurumların bu dönemlerde sigortayı ikinci plana iterek, kendi yaşamlarını idame ettirecek faaliyetleri ön plana aldıklarını biliyoruz. Türk insanı maddi sıkıntı yaşadığı zaman maalesef ilk olarak sigorta poliçesinden vazgeçerek tasarruf yapmakta, krizi atlatmaya çalışmaktadır. Bu da sigorta bilincinin yeterince gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.

İlk üç ayda prim yenileme oranı beklentinin altında: 2008 yılının ilk üç ayında bir önceki yılla karşılaştırıldığında ciddi boyutta olumsuzluk yaşanmadı. ancak yeni sigorta giriş ve poliçelerin yenilenme oranındaki artış beklentilerin altında kaldı. Sektörümüz ekonomideki dalgalanmalardan kademeli olarak etkileniyor. Önce banka kanalından gelen satışlar, ardından acente üretimlerinde düşüşler görülüyor. Son olarak da yenilemeler yapılmamaya başlanıyor.

Branşlar açısından bakıldığında ise farklı tablolarla karşılaşıyoruz. Örneğin sektör lideri olduğumuz sağlık branşında, 2008 yılının ilk üç ayını bir önceki yılla karşılaştırdığımızda ciddi boyutta olumsuzluk yaşanmasa da, yeni sigortalı girişi ve devam eden poliçelerin yenilenme oranı, dolayısıyla prim artışı beklentilerimizin altındadır.

Prim borcu nedeniyle iptal edilen poliçe sayısı artmadı: Yine sağlık branşına baktığımızda prim borcu nedeniyle iptal edilen poliçelerin sayısında artış gözlenmemektedir. Dolayısıyla prim ödemelerinde sağlık branşında şimdilik olumsuz bir tablo yaşanmamaktadır. Diğer yandan direkt olarak yatırımlara endeksli mühendislik branşında ise bir daralma gözlüyoruz. Söz konusu belirsizliğin uzun süre devam etmesi durumunda tüm branşların olumsuz etkilenmesi ise kaçınılmazdır.

Sigorta primleri düşebilir: Sigortacılık sektörünün prim üretiminde artış yaşanabilmesi için en önemli koşul ülkemizdeki ekonomik ve politik istikrarın sürdürülmesidir. Halihazırda bu hususta yaşanan sıkıntılar sigorta sektörü ve şirketimiz açısından, üretimin yeterli düzeyde artmaması, fiyatların çok rekabetçi seviyelere gelerek teknik kârların bir hayli düşmesi gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

Bunun yanı sıra açıkçası bu dönemde sektörümüz, dağıtım kanallarından alacağını iyi takip etmeli, fiyat istikrarı sağlamalı, hacimden ziyade kârlılığa odaklanmalı, genel giderlerde ciddi tasarruflar sağlamalı, krizden ilk etkilenen otomotiv ve inşaat sektörüne bağlı poliçe yapısından kurtulup daha gölgede kalmış pazar ve ürünlere yönelmelidir.

Tahsilatta zorlanma başladı: Son aylarda sektör prim ödeme sürelerinde uzama, tahsilatta zorlanma ve ödemeleri kolaylaştırmak adına taksit sayısında artış eğiliminde. Branşlar bazında prim tahsilatlarında belirgin farklılıklar olmasa da, ticari ve sınai rizikolara ilişkin poliçelerde daha ciddi bir sıkıntıdan söz edilebilir. Fiyat rekabeti ise sektörümüzde ekonomik krizden bağımsız olarak zaten yaşanıyor. Sadece 2007 yılında şirketler bu davranışlarından biraz vazgeçti ve teknik kârlar biraz yükseldi. Bunun akabinde 2008 yılında hemen fiyatlar tekrar inmeye başladı. Sigorta sektörünün ekonomik durgunluklardan bağımsız yaşadığı kronik bir sorun bu. Ancak belirsizlik bazı şirketler tarafından daha düşük fiyat uygulanmasına neden olacak, dolayısıyla fiyat rekabeti daha da sertleşecektir. Biz ise her zamanki gibi doğru riske, doğru fiyat politikamızdan vazgeçmeden fiyat rekabetine girmeye özen göstermeye devam edeceğiz.

Rekabetin yeni adresi (Capital)

Rekabetin yeni adresi
Capital - Kasım 2008

Türk sigorta sektörü son 3 yılda hayat dışı (elementer) branşlarda prim üretimini yaklaşık yüde 45 oranında artırdı. Bu artışın da önemli bir bölümü kurumsal pazardan geldi.

Örneğin kurumsal pazarı destekleyen branşlardan biri olan mühendislikte, bu dönemdeki artış yüzde 63 düzeyinde gerçekleşti. Enerji santrallerinden AVM projelerine, inşaat sektöründe yapılan çok sayıda yatırım, kurumsal sigorta pazarının prim artışını olumlu etkiledi.

Kurumsal sigortanın yoğunlaştığı yangın (varlık), nakliyat gibi diğer branşlar da son 3 yılda önemli gelişim kaydetti.


Sigortada kurumsal pazarı ağırlıklı olarak yangın, mühendislik ve nakliyat branşları besliyor. Toplam pazarın ise sektör portföyünün yüzde 20-30’u gibi bir büyüklüğe sahip olduğu tahmin ediliyor. Sigorta şirketleri, son yıllarda her ne kadar bireysel tarafa ağırlık vermiş olsa da yüksek hacimli prim potansiyeli nedeniyle kurumsalda da ciddi rekabet var. Bu rekabette en çok fiyat belirleyici olurken müşterileriyle ilişkileri iyi olan, sadece poliçe satmayıp riski de yönetebilen şirketlerin öne çıkmaya başladığı görülüyor.

Kurumsal Pazar yavaş büyüyor
Sigorta sektöründe prim üretimleri itibarıyla yıllık büyüme (%)

Şirket2004200520062007
Bireysel16,329,3108,531,2
Ticari8,57,915,20,6
Sınai54,50,241,82,7

*Kaynak sigorta denetleme kurumu

Kurumsal sigortaların, toplam sigorta pastasından ne kadar pay aldığını net olarak ortaya koyan bir veri bulunmuyor. Ancak sektör yetkililerinin tahmini, bu oranın yüzde 20-30 düzeyinde olduğu yönünde. Mevcut ekonomik konjonktür nedeniyle önümüzdeki yıl pazarda ciddi bir büyüme beklenmiyor. Buna rağmen rekabetin aralıksız devam edeceği, hatta artabileceği düşünülüyor. Çünkü yüksek hacimli prim potansiyeli nedeniyle kurumsal pazar, sigorta şirketleri için çok önemli ve vazgeçilmez bir müşteri grubunu oluşturuyor.

İlk On Nasıl Sıralanıyor?

Kurumsal pazarda sahip oldukları prim üretimleri itibarıyla ilk 3 şirket Axa, Anadolu ve Koç Allianz olarak sıralanıyor. Axa Sigorta Genel Müdürü Cemal Ererdi, kurumsal sigortalar kapsamında ilk 10 sigorta şirketinin toplamda yüzde 87 oranında paya sahip olduğunu söylüyor.

Kurumsal pazarın güçlü oyuncularından Koç Allianz ‘ın, 2008 ilk 9 ay itibarıyla toplam portföyünün yüzde 43’ünü kurumsal sigortalar oluşturuyor. Koç Allianz Endüstriyel Müşteriler Grup Direktörü Mine Ayhan şöyle diyor:

“Koç Allianz’ın pazar payı 2008 yılının ilk yarısında yangın branşında yüzde 11, nakliyat branşında yüzde 12, mühendislik branşında ise yüzde 6,5 olarak gerçekleşti. Kurumsal sigortalar alanında hem müşterilerimize hem aracı kurumlarımıza en iyi hizmeti verebilmek amacıyla endüstriyel müşteriler grup müdürlüğü departmanı oluşturduk.”

Sektörün bir diğer güçlü oyuncusu olan Anadolu Sigorta, toplam prim üretiminin yüzde 30’unu kurumsal pazardan sağlıyor. Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, hayat dışı sigortalıcıkta 2008’in ilk 8 ayında yüzde 10,99 paya sahip olduklarının altını çiziyor ve ekliyor:”Kurumsal pazarda da müşteri memnuniyetini her şeyin üstünde tutuyoruz. Bu doğrultuda projeler üretiyoruz. Hedefimizde liderlik var.”

Güneş Sigorta ve Eureko da kurumsal pazarın önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Her iki şirketin pazardan aldığı pay yüzde 7 düzeyinde. Onların ardından da yüzde 4-6 aralığındaki pazar paylarıyla Ak Sigorta, Ergo İsviçre,Yapı Kredi, Aviva ve Zurich Sigorta ilk on içinde sıralanıyor.

Rekabetin Odağında Fiyat Var

Sigorta sektörünün genelinde olduğu gibi kurumsal pazarda da rekabetin odağında fiyat var. Sigorta şirketleri, kurumsal müşterileri yakalamak için en çok prim fiyatıyla rekabet ediyor. Diğer yandan kurumsal sigortacılık ciddi bir uzamanlık gerektiriyor. Müşteri ihtiyacını analiz edip en uygun teminatları sağlamak önem taşıyor. Zurich Sigorta Genel Müdürü Ertuğrul Bul, bu noktada iyi risk analizi yapabilen şirketlerin öne çıktığını söylüyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:

Murat Güvenel / Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü

“Terzi İşi Çalışıyoruz”

Esneklik Önemli, Kurumsal Pazar, “terzi işi” olarak tabir edilebilecek, müşteri risk ve ihtiyaçlarıyla sigorta dünyasının imkanlarının müşteriye en yakın noktada kesişmesi ve bu noktada oluşturulan ürün ve hizmetlerden faydalanılmasıdır. Dolayısıyla kurumsal sigorta pazarında en önemli nokta müşteri ihtiyaçlarının tatmini yani esnekliktir.

Sağlıkta Özel Durum, Buna ek olarak kuruma özel hizmetler, çözümler ve sunulan altyapı da bu pazarda belirleyici oluyor. Özellikle sağlık dışı kurumsal pazarda, kurumların yaptıkları yatırımların finansman desteği aldıkları finansal kurumların yönlendirilmesi de en az ürün ve hizmet yapısı kadar sonuca etki edebiliyor.

Tedbir Almak Gerekiyor, Kurumsal sigortalar, ekonominin dinamiklerinden ve konjonktüründen bir zaman farkıyla etkileniyor. Yatırım ortamının geliştiği istikrarlı bir ekonomide kurumsal sigortalar artarken kriz dönemlerinde tam aksine azalabiliyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem reel sektörün canlandırılmasına yönelik alınacak tüm olumlu tedbirlerin kurumsal sigorta pazarını olumlu etkileyeceğini de söyleyebiliriz.

Fırsat Sunan Yeni Ürünler, Kurumsal pazar temelde, kurumsal sağlık, mühendislik, nakliyat, yangın, bunları takiben kaza branşlarından oluşuyor. Özellikle Türkiye’de yeni oluşacak ürünlerin bu yelpazeyi daha da genişleteceğini düşünüyoruz. Kredi ve sorumluluk sigortalarında kurumsal pazar açısından önemli bir fırsat olacaktır.

Yangın öldürür, engellemek sizin elinizde

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

yukarı
 

Koç UniCredit
Kurumsal | Ürünler | Hizmetler | Acenteler | Bize Ulaşın | Online İşlemler | Site Haritası